Puan vermedi·448 syf.··
2026 82. kitabı
Yazar #dersimözel #yolunsonundakikadınlar eserinde bizlere normal ve alışıldık #polisiyekurgu dışında bir okuma serüveni sunuyor. Esere başladığınız kısım son kısımla birleşince birbirini tamamlayan bir bütüne kavuşuyor. Ruhen hep bir arayış içinde olan komiserimizin özel hayatında aldığı iş teklifi, işlenen her kadın c*nayeti ile girdiği duygu yoğunluğu her bölüm başında resmedilen görsellerle sunuluyor okuyucuya. Arka kapakta dile geldiği gibi gerçekliğin ve bilinçdışının harmanlanmasıyla bizler merakla sonu bekliyoruz karakterle ilgili. Toplumumuzda o yolun sonundaki kadınların acılarına bir nebze olsun parmak basılması, karakterin "Dünyanın hevesi neydi? Ya insanın?" sorusuyla yaşadıklarını okumak farklı bir deneyim sunuyor. Çapraz okumalarla değil de dingin bir kafayla tavsiye ederim zira karakterin psikolojik tahlilini okurken daha bir zevk duymanız bu şekilde mümkün. Reklam değil. "Gelecek geçmişi şekillendirebilecek kadar güçlüdür. Gelecek geçmişe bir mobius sarmalıyla bağlanıp onu yeni bir başlangıçla bağlayabilecek kadar güçlüdür. Yeni bir başlangıç yapıp önceki hatalardan uzak yeni bir yaşam mümkün." @kitaplardabulusanlar @dersimozel @gldn_okuyor
Yolun Sonundaki KadınlarDersim Özel · Alakarga Sanat Yayınları · 202643 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 79. kitabı
Yazar #larssvendsen #sıkıntınınfelsefesi eserini yakın bir arkadaşının sıkıntıya bağlı ölümünün etkisi altında kaleme alır. Satır aralarında ünlü filozof, düşünürlerin düşüncelerine yer verirken sıkıntı problemini araştırarak tarihin belirli döneminde kim olduğumuzu ve dünyaya nasıl yerleştiğimizi anlamaya çalışma amacı gütmektedir. Sıkıntı Her şeyden önce içinde yaşadığımız bir haldir üstüne sistemli olarak kafa yorduğumuz bir şey değil. Bu kitabı bir deneme unsuru olarak nitelendirirsek, denemede dört ana başlık dikkatimizi çekmekte; İlk bölümde sıkıntı problemi yani sıkıntının çeşitli yanlarının geniş bir portresini görüyoruz bunların modernite ile olan ilişkisini inceliyoruz. İkinci bölümde ise sıkıntının tarihine göz atacağız merkezi tez, romantizmin fikirler tarihi düzleminde modern sıkıntıyı anlamak bakımından temel arka planı oluşturduğuna şahit oluyoruz. Üçüncü bölümde ise sıkıntının fenomenolojik çözümlemelerine odaklanılacak. Dördüncü olan son bölümde ise sıkıntı ahlakı üzerine. SIkıntı karşısında hangi tutumları takınmanın ve hangilerini takınmamanın uygun olduğunu araştıracağız. Altını çizerek ve zamana yayarak okunan, farklı ve keyifli bir deneyim oldu benim için. Sırada özgürlüğün felsefesi var, hadi başlayalım. Reklam değil. @kairoskitap "Yaşamın sorunlarını ortadan kaldıracak şekilde nasıl yaşamalı? Bir kez daha, bunun için evrensel bir reçete yoktur. Ve sorunlu olmayan bir hayat sürmek nasıl mümkün olabilir? Önemli olan sorunlar için değil de sefil olmadan sorunlarla birlikte yaşanabilecek bir perspektif bulmaktır."
Sıkıntının FelsefesiLars Svendsen · Kairos Kitap · 202679 okunma
Reklam
Kısa ve öz bir inceleme
5/10
·303 syf.··
2026 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 14:16
Kitap satan bir sitenin- reklam olmaması için isim vermiyorum- en çok satanlar listedinde görüp aldığım ama okurken çok sıkıldığım, sonunu getirmekte zorlandığım çok bayağı olay örgüsü olan bir kitaptı.
1000Kitap
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 81. kitabı
#enparlakgünışığı eserinde Call karakterinin dört yaşındaki kız kardeşi bale tutkunu Maddie yirmi bir yaşına gelmiş hayatındaki en önemli bale seçmelerine hazırlık yaparken ayağını inciterek altı haftalık bir fizyoterapist macerasına atılmıştır. Macera diyorum çünkü fizyoterapisti otuz bir yaşında yakışıklı gencimiz James. Erkek karakterimiz on iki yıl önce Maddie gibi sakatlanarak futbol kariyerine ara vermiş, kız arkadaşını abisiyle yakalamıştır. Güvensizlik problemi yaşıyor ve ilişkilere mesafe göstermektedir. Bir yandan Maddie'ye umutsuzluğunda yardımcı olmaya çalışırken bir yandan da kendini korumaya çalışır ama nafile, ikili aralarındaki çekime karşı koyamaz. Yetişkin içerikli ilk kitap gibi. Yazarın kaleminden okuma yapmayı seviyorum sade akıp gidiyor. Seri devam edecek diyor yazar bakalım muhtemelen Call karakterinin kızı Lila etrafında şekillenir herhalde üçüncü kitap. Bu arada bağımsız okunabilir eserler. Reklam değil. "Geçmişimden, söylediğim ya da yaptığım şeylerden pişman değildim çünkü her kayda değer ve görünüşte önemsiz karar beni en mutlu, en tam halime yönlendirmişti. Hayat, sürekli seçimler savaşıydı ve gözünü karartmaya cesaret edene kadar doğru olanı seçip seçmediğini anlamıyordun." #kalbinkaranlıkköşesi LAPİS YAYINLARI #lisinaconey
Kalbin En Karanlık KöşesiLisina Coney · Lapis Yayıncılık · 2024360 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 80. kitabı
Sevgili yazarımız müzikolojinin salt tarihsel bilgisinden fazlasını arayarak kitap sayfalarında değil hayatın içinde yaşayan müziklerin peşinden giderek bir tutkuyu bizlerle paylaşıyor. Müziğin gerçekte ne kadar güçlü ama aynı zamanda ne kadar yerel ve bağlamsal bir dil olduğu gerçeği üzerine vurgu yapıyor. Müzik bizi nasıl yönetiyor? Biz bu görünmez etkiye ne kadar farkındalıkla bakıyoruz? Ses Diyeti tam olarak bu soruların cevabını taşıyor. Kişisel bir arayış değil; sesin insan bedeninde, zihninde ve kültüründe açtığı kapıları anlamaya yönelik bir davet, farkındalık çağrısı Ses Diyeti. Sesle kurduğumuz ilişkiyi yeniden keşfetmek, onu fark etmek, bilinçle seçmek ve yaşamımızın ritmini yeniden dengelemek için çıkıldı bu yolculuğa. Ses Diyeti; sesi kısmak değil, sesi seçmektir. Sessizlikten korkmak değil, onunla temas kurmaktır. Her sese maruz kalmak değil, hangi sesle yaşadığını fark etmektir. Hayatımızda hangi sesler bizi besliyor, hangileri tüketiyor? Ses Diyeti, hayatımızdaki ses ortamını bilinçle düzenleyerek daha huzurlu, dengeli ve sağlıklı bir yaşam sürmemize yardımcı olan özgün bir yaklaşım. Sesin kültürel ve toplumsal yönünü anlamak, beynin ses frekanslarına verdiği tepkileri bilmek ve günlük yaşamda farkındalıkla dinlemeyi öğrenmek, Ses Diyeti'nin temel taşlarıdır. Müziğe bir performans aracı ya da gelişim baskısı unsuru olmaktan çıkarıp, bedeni ve sinir sistemini düzenleyen bir bakım alanı olarak ele alır Ses Diyeti. "Ses, yalnızca işitilen bir uyaran değil, yaşamın en temel yapıtaşlarından biridir. Kalp atışından nefes ritmine, annenin ses tonundan dış dünyanın melodilerine kadar her şey, daha dünyaya gelmeden bedenimizin ve zihnimizin hafızasına kaydolur. " Ses ve müzikle şifa bulma bölümü ayrıca ilgimi çekerken zamana yayarak altını çizerek okunan
Ses DiyetiArzu Haksun · Doğan Novus · 20262 okunma
Filler Tepişir Otlar Ezilir. Şaşmaz!!!
8/10
·160 syf.··
2026 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 12:51
Kaçın demokrasi geliyor , daha kapağından itibaren okuyucuya ironik bir soru sorduruyor: "Demokrasi gerçekten geliyor mu, yoksa bize geldiği söylenen başka şeyler mi var?" Yazar Banu Avar, kitap boyunca dünyaya servis edilen "özgürlük", "insan hakları" ve "demokrasi" paketlerinin içeriğini açıp kontrol etmeye çalışıyor. Çünkü ambalajın üzerinde yazanlarla kutudan çıkanların her zaman aynı şeyler olmadığını hatırlatıyor. Bir ülkeye demokrasi götürme iddiasıyla yapılan müdahalelerin ardından geriye kalan yıkım, savaş, yoksulluk ve istikrarsızlık manzaraları ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Demokrasi gerçekten geldi mi, yoksa sadece adı mı geldi? Kitabı okurken insanın aklına şu düşünce geliyor: Açlığın hüküm sürdüğü, çocukların savaşlarda öldüğü, milyonlarca insanın göç yollarında yaşam mücadelesi verdiği bir dünyada demokrasi nutukları ne kadar samimi olabilir? Özgürlükten söz edenlerin silah satış rekorları kırdığı, insan haklarından bahsedenlerin çıkarları uğruna sessiz kaldığı bir düzende demokrasi söylemi bazen kulağa oldukça tanıdık bir reklam sloganı gibi geliyor. Kitabın temelinde de tam olarak bu sorgulama yatıyor. Demokrasi adına yapılan operasyonların, ekonomik çıkarların, küresel güç mücadelelerinin ve jeopolitik hesapların gölgesinde şekillendiğini savunan Avar, okuyucuyu resmî anlatıların ötesine bakmaya davet ediyor. Belki de kitabın özeti tek bir atasözünde saklıdır: "Filler tepişir, otlar ezilir." Dünya siyasetinde de çoğu zaman değişen bir şey olmuyor. Güçlü devletler hesap yapıyor, stratejiler kuruyor, sınırlar çiziyor; bedelini ise sıradan insanlar ödüyor. Sonra da adına demokrasi, özgürlük veya barış deniliyor. Bu nedenle Kaçın Demokrasi Geliyor, demokrasi kavramıyla alay eden bir kitap değil; daha çok demokrasi adı altında sunulanların
Kaçın! 'Demokrasi' Geliyor!Banu Avar · Remzi Kitabevi · 2013604 okunma
Reklam
Reklam