Sistem, muhalefeti yok edemeyeceğini bilir. Çünkü muhalefet, insanlarda bulunan en yaratıcı, en yüksek enerjili durumdur. Bu yüzden, sistemi çökertmek yerine, onu enerji kaynağına çevirir. Che'nin T-shirt satışı, Malcolm X'in kurumsal panellerinde kullanılması, Marilyn'in deepfake reklam filmlerinde oynatılması—bunların hepsi, muhalif enerjiyi paraya tahvil etme praksisidir.
Felsefe
Vakt-i zamanında televizyonları evlerinize sokmayın diye haykıran eskilerimiz yobazlıkla suçlandı ama bugün en ünlü profesörler evlerine televizyon almayınca, "aydın insan" oldular. Şimdi iş işten geçtikten sonra kime sorsak televizyondan nefret ediyor ama her akşam ısrarla izliyor. Dizi saatine göre misafirliğe gidiyor, maç saatinde misafir kabul etmiyor. Hatta daha korkuncu namazı reklam arasında kılıyor! Bu nasıl bir müptelalıktır? Özellikle çocuklarımız öyle bir hipnoz olmuş ki ekrana, seslensen tepki vermiyor. Biz kendimizi nasıl bir belaya duçar ettik kısaca bahsedeyim. Ahir Zamanda Fıtrat Mücadelesi Yağmur İbiç
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Market kuyruğunda anlık
🫯Bölüm 1 (kuyruk) : Markette sıra beklerken beynim: Önümdeki adamın araba dolusu alışverişi, kıyamet hazırlığı gibi; makarna paketleri, mevsimsiz meyveler... İnsanın hayatta kalma içgüdüsünün bu hantal görüntüsü karşısında, beynimin içinde aniden o meşhur Uğur Derin Dondurucu reklamının müziği çalmaya başlıyor. Tam o sırada yan kasada bir dram yaşanıyor: Bir abla, çocuğunun elindeki ürünlere limit koyuyor; "Bir tane seçebilirsin, çikolata mı dersin ya da o cips mi dersin, karar ver artık!" Çocuğun o saniyeler süren, sanki hayatının en büyük ontolojik kararını veriyormuş gibi kasıldığı an... Benim zihnimde ise reklam müziği hala çalıyor: Uğur’un olsun, için rahat olsun. 2.Bölüm (bip bip bip ) Kasiyerin barkod okutma ritmi, zihnimdeki melodinin ritmiyle çakışıyor: Bip, bip, bip... Birini seçmelisin. Çocuğun çikolata ile cips arasında kaldığı o boşluk, benim varoluşsal sancılarımın mikro bir örneği mi? İnsan, bir ömür boyu dondurucular dolusu seçeneği "saklamaya" çalışırken, aslında o raflarda duran tek bir çikolatanın verdiği huzuru bile yaşayamıyor mu? Arkamdaki adam sabırsızca saatine bakıyor; o, zamanı tükettiğini sanıyor ama aslında sıranın bitmesini beklerken, çocuğun o ikilemine kilitlenmiş kalmış durumdayız. Kapanış 🤝 Eve gelip aldıklarımı dondurucuya yerleştiriyorum; ancak o melodi hala susmuyor, zihnimde dönüp duruyor. Hayatı dondurmaya çalışırken, aslında o reklam müziğinin tutsağı olduğumu fark etmek gerçekten ürkütücü. (Hala çalıyor, bu gerçekten çok rahatsız edici.) youtu.be/HgVETUZsC_o?si=...
1000Kitap
özel hayatından anları ve sadece takipçilerini ilgilendiren konuları reklam verenler ne vadediyor niye sizi takip etmeliyim mesela?
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK VE ALGORİTMİK KAPİTALİZMİN SERT DUVARI: ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA KÜLTÜREL EKONOMİ-POLİTİK BİR MANİFESTO ALTYAPININ DÖNÜŞÜ VE MİTİK MORFOLOJİ Geç kapitalizmin ekonomi-politik yapısı, kendini mekânsız, bulut tabanlı, sürtünmesiz ve sonsuz bir akışkanlık olarak sunan siber-algoritmik bir illüzyon üzerine kuruludur. Gilles Deleuze’ün kontrol toplumu olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evre, bireyin kodlar, şifreler, modülasyonlar ve sürekli veri akışlarıyla kesintisiz bir denetime tabi tutulduğu bir matriks vaat eder. Ancak bu vaat, ideolojik bir örtüden ibarettir. Algoritmik kapitalizm, kendini ne kadar soyut ve maddesizleştirilmiş olarak sunarsa sunsun, eninde sonunda evrenin bükülmez fizik yasalarına, termodinamiğin acımasız gerçekliğine ve somut coğrafi ya da jeopolitik boğaz noktalarına bağımlıdır. Bu makale, entelektüel tarihin en eski isyan mitlerinden biri olan Robin Hood figürünün çağlar boyunca geçirdiği morfolojik dönüşümleri temel alarak, kapitalizmin muhalif enerjiyi evcilleştirmek için ürettiği "Kültürel Artı-Değer" mekanizmasını deşifre etmektedir. Geliştirilen "Kültürel Termodinamik" teorisi uyarınca; sisteme karşı geliştirilen her radikal isyan, adalet talebi veya arzu nesnesi, kapitalist aygıt tarafından emilerek simülasyon evrenine tahvil edilir. Ne var ki, bu dijital simülasyonun sürdürülebilmesi için harcanan muazzam atomik ve fiziksel enerji, sistemi kaçınılmaz bir çöküş eşiğine, yani "Sert Duvar" gerçekliğine taşımaktadır. Michael Sarnoski’nin sinematik praksisinden Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi küresel ikonların ontolojik dönüşümlerine uzanan bu dokuz eksenli söküm matrisi, siber-panoptikonun elektriklerinin kesileceği o fiziksel sınırı ekonomi-politik, deterministik ve termodinamik
Felsefe
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe