İngiliz tipi Şehrazat
Pericles yazıldığı sıralarda çok tutulmuştur, ama XIX. ve XX. yüzyıllarda neredeyse hiç sahneye konmamışur. Anlatılamayacak kadar karışık olan konunun belki tek ilginç yanı, gencecik Marina 'nın korsanlar tarafından kaçırılarak bir geneleve satılmasıdır. Eskiden eleştirmenlerin kutsal bildikleri Shakespeare'e hiç yakıştıramadıkları bu genelev faslında , Ortaçağ'ın masal havasından çıkıp, Elizabeth Çağı Ingiltere'sinin çiğ gerçekleri içine düşeriz ansızın. Genelevi işleten kadın, Marina'nın kız oğlan kızlığını değerlendirmek amacıyla, bir çeşit reklam kampanyası düzenler. Sokaklarda bir tellal, bu el değmemiş genç kızın herkese satılmadan önce, en çok para verene teslim edileceğini bağıra çağıra ilan eder. Gelgelelim Marina eşsiz erdemi sayesinde hem kız oğlan kız kalmanın, hem de geneleve gelen müşterileri ahlaksal açıdan yola getirmenin çaresini bulur. Oyunun sonunda, hiçbir suçu olmadan başına türlü felaketler gelen Pericles, kızı Marina'ya da , öldüğünü sandığı karısı Thaisa'ya da kavuşur.
Militarizmin etkisi kitle psikolojisi açısından önemli ölçüde cinsel içgüdünün libidal işleyişine dayanır: Üniformanın seksüel etkisi, geçitlerdeki marş adımının ritmik mükemmel etkisiyle erotik kışkırtıcılığı ve askeri gösterinin teşhirci karakterinden dolayı hizmetçi ya da ortalama bir memur kadın için şimdiye dek pratikte eğitimli politikacılarımıza olduğundan çok daha açık olmuştur. Buna karşılık siyasi gericilik bilinçli olarak bu seksüel ilgileri kullanır. Yalnız erkekler için tavus gibi süslenmiş üniformalarla değil, aynı zamanda alımlı kadınlar aracılığıyla reklam yapmayı sağlar. Son olarak savaş meraklısı güçlerin reklam afişlerini anımsatalım, aşağı yukarı şu içerikli: "Yabana ülkeler tanımak istiyorsan, o zaman kralın deniz kuvvetlerine katıl"; ve yabana ülkeler egzotik kadınlar tarafından temsil edilir. Ve niçin etki yapar bu afişler? Çünkü gençlerimiz seksüel kısıtlamayla seksüel olarak aç kaldıkları için.
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mahmut Derviş artık yorulmaya başlamıştı. Yaşananlar karşısında kendisini çaresiz hissettiği oluyordu bazen. Hayır çaresizlik de değil, ancak derin bir keder duyuyordu. Yaşadığı Ramallah şehri, 24 Haziran 2002'de işgal edilmişti. Çatışmalar zaten uzun süredir devam ediyordu. Mart ayının sonlarında, sekiz kişiden oluşan bir grup, ki içlerinde Jose Saramago ve Wole Soyinka gibi Nobel ödüllü yazarlar ve Oliver Stone gibi ünlü yönetmenler de vardı, yaşananları yakından görmek için, Mahmud Derviş'in çağrısıyla Ramallah'ı ziyaret ettiler. Bir akşamüzeri onları alarak Kudüs'ü yukarıdan gören bir tepeye çıkardı. Serin bir sonbahar akşamüzeriydi. Bir süre sessizce şehri izlediler. Ve Mahmud Derviş onları bu tepeye getirmesinin sebebini şöyle açıkladı: "Amacım reklam yapmak değil, sadece gerçeklerle sizi baş başa bırakmak" Jose Saramago, Filistin'den ayrıldıktan sonra Ramallah'ı Aus- chwitz Ölüm Kampı'na benzetecek ve "Henüz gaz odaları yok. Ancak, bu hiçbir zaman gaz odaları olmayacağı anlamına gelmiyor. İnsanlar gaz odaları olmaksızın da öldürebilir" diyecekti. Ünlü yazarın bu ifadeleri İsrail'i çok kızdırmıştı ancak Saramago için gördüklerinin ve arkadaşı Mahmud'un etkisi çok daha büyüktü elbette.
Medya
Böylece riskin tadı, fark ihtiyacı, kuşkulanma hakkı, ger­çeği arama, bütünü içerisinde yaşama tutkusu, yerlerini medyatik kalıplara, insanları akıl yürütme, kendi kendilerini düşünme ih­tiyacından bağışık tutan reklam gerçeklerine bıraktı."
Sayfa 183·Kitabı okudu
1. sistem dedigi otomatik, 2. analitik düsünme vs
Kabaca bir karmaşıklık sıralamasına göre, 1 . Sistem'e atfedilen otomatik etkinliklerin bazı örnekleri şunlardır: • Bir nesnenin ötekinden daha uzakta olduğunu saptamak. • Ani bir sesin kaynağına yönelmek. • "Tencere yuvarlanmış . . . " cümlesini tamamlamak. • İğrenç bir resim gösterildiğinde , "tiksinmiş bir surat" takınmak. • Bir sesteki düşmanlık ifadesini hissetmek. • 2 + 2 = ? sorusunu yanıtlamak. • Büyük reklam panolarındaki sözcükleri okumak. • Boş bir yolda araba sürmek. • Satrançta (eğer ustaysanız) güçlü bir hamle bulmak. • Basit cümleleri anlamak. • "Ayrıntılara meraklı, uysal ve tertipli bir kimse" nin belirli bir meslekten insan tipini andırdığını fark etmek. Bütün bu zihinsel olaylar ..., otomatik olarak ve çok az veya sıfır çabayla meydana gelir.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Porno sadece aşkı (Eros) değil cinselliği de yok eder. Pornografik teşhir cinsel hazda yabancılaşmaya yol açar. Hazzı yaşamayı imkânsız hale getirir. Cinsellik dişinin haz gösterisi ve erkeğin performans sergileyişi şeklinde dağılıp gider. Sergilenen, gösterime sunulan haz, haz değildir. Sergilenme, teşhir edilme mecburiyeti bizzat bedenin yabancılaşmasına yol açar. Beden, optimize edilmesi gereken bir sergi nesnesi şeklinde şeyleşir. Bu bedenin içinde ikamet etmek mümkün değildir. Onu sergilemek, böylece de sömürmek gerekir. Sergileme sömürmedir. Sergileme mecburiyeti bizzat ikamet etmeyi ortadan kaldırır. Dünyanın kendisi bir sergi salonu haline gelmişse ikamet etmek mümkün olmaktan çıkmıştır. İkamet etmek yerini ilgi sermayesini artırmaya yarayan reklam yapmaya bırakır. İkamet etmek kökeninde “huzurlu olmak, huzura kavuşmak, huzur içinde kalmak” anlamına gelir.” Sürekli teşhir etme ve performans gösterme zorlaması bu huzuru tehdit eder. Heideggerci anlamında şey de tümüyle ortadan kaybolur. Şey, sadece kült değeriyle dolu olduğu için sergilenmeye gelmez.
Sayfa 28 - Metis Yayınları