Zaten bende değiştiremeyeceğim bir farklılık olduğu fikrine kendimi alıştırmıştım. uzun zaman önce insanların yaşamlarını tüm olayların ve kişilerin kendi istek ve arzularına ulaşmak için matematiksel bir biçimde değerlendirdikleri karmaşık bir oyun gibi görmediklerini fark etmiştim. daha sonra insanların suçluluk duyduğunu bunun olumsuz sonuçlardan değil, bilinçlerine yerleşmiş olan belirsiz ahlak kavramlarından kaynaklanan özel bir pişmanlık olduğunu görmüştüm. başkalarını incittikleri zaman benim asla hissetmediğim kötü duygulara kapılıyor, verdikleri zararın kozmik olarak evrenin çıkarına ters düştüğü için kendilerine geri döneceğini düşünüyorlardı. yıllarca bu duygulara sahipmişim gibi numara yapmış, asla hissetmediğim şeyleri taklide yeltenmiştim. Her şeyden önce meraklı biriydim. ne olduğumun bir tanımı varsa o zaman belki kendimi daha iyi tanıma fırsatım olurdu. aslında araştırmalarda karşılaştığım tanımların çoğunda kendimi bulmakta zorlanmadım.