Bünyamin ŞAKAR

Nereye?
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 14:51
Keyes'in romanını ilk Friends'de duymuştum. İzleyenleriniz belki bilir. Birlikte bir yarışma yapıyorlar birbirlerine dair bilgiler içeren ve en son iddia olarak Monica kaldıkları evi ortaya koyuyor. Kaybediyorlar. Joey ile Chandler Monica ile Rachel'in evine geçiyorlar. Bir gün sonrasında işten eve geldiklerinde istemsizce yeniden kendi evlerine dönüyorlar ve Chandler iddiayı hatırlayarak eski ortamına geçmeyi reddedip direniyor. Joey'yi duruma açarken de "Hiç mi Algernon'a Çiçekler okumadın?" diye soruyor. O zaman anlamamıştım ne demek istediğini. Romanı okumadığımdan olsa gerek ya da romanın o zaman benim için okunacak değerde olduğunu bilmediğimden. Şimdi düşününce ne demek istediğini anlıyorum. Bir insan uzun süre içinde kaldığı yaşantısından uzaklaşıp bambaşka bir dünyaya geçtikten sonra yeniden kaldığı alana geri dönmek zorunda bırakılınca (ki bu "bırakılma" durumu da çevreden değil, tamamen spoiler, ne olduğunu söyleyemem) neyin gerçekleşeceğini tam olarak bilemez. Bir yabancı değil, bir yalnız değil, bir öteki değil. Bir birey, bir insan olarak geri dönmek Odysseus'un dönüşü gibi harika, acılı ve aynı zamanda bir başkadır. Ama... Charlie nereye geri döndü? Okuyup bunu bulmak size kalmış.
Edebiyat & Roman
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
Reklam
Düşüncelerim:
Puan vermedi·256 syf.··
2021 25. kitabı
Bu sene okuduğum en iyi roman, Martin Eden ile Bir Tereddüdün Romanı'ndan sonra, Frankenstein'dır. Peki, neden? Nedeni basit olmasına rağmen oldukça da önemli: Biz, Frankenstein canavarını biliyoruz hep, onun nasıl oluşturulduğunu, sonradan nasıl canavar bir şekilde ortalıkta gezinerek terör saçtığını. Mary Shelley ise, yani bu karakterin asıl oluşturucusu, bize, canavarından gözünden bakma şansını veriyor. Onunla düşünüp, onunla izleyip, onunla hareket ederek neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda bir karara varmamız için bizi, karanlık odasında canavarla yalnız bırakıyor. Kötü ile iyinin ne gibi ince çizgileri olduğunu, saf düşüncenin her varlıkta her ne şekilde olursa olsun ortaya çıkabileceğini, doğayı, doğanın şekillenişini, bozulmayan yapısını, bozulan yapının tepkiyle geri dönüşünü, fikirsel olarak da olsa eylemlerin yükümlülüklerini, verilen sözleri, tutulamayan sözleri, acı veren sözleri, acı veren bakışları, acı veren her şeyi. Acıyla şekillenen dünyanın ve dünya görüşünün Pandora'nın Kutusu'ndan çıkmayan ve hep orada kalacak olan umutla nasıl şekillenebileceğini. Acı hep orada. Bütün duygularla acı hep orada olacak. Kabullenerek yeni yaşama doğru ilerlemek... Mary Shelley, işte bunların çoğunu sunuyor bize. Bir kalbiniz varsa eğer, canavarın suretine de sahip olsanız, umut size bir şekilde ulaşıyor ve yine, bir kalbiniz varsa eğer, o umut bir başka denginiz tarafından sökülüp paramparça edilebiliyor. Yaşamın hazırlıksız oluşun en temel niteliği olması bundan değil midir?
Edebiyat
FrankensteinMary Shelley · İthaki Yayınları · 202121,7bin okunma
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu için bir değerlendirme:
Puan vermedi·249 syf.··
2021 43. kitabı
Kitap gerçekten zor bir okuma süreci sunuyor. Bunun sebebi yazarın romanı okurun okuma serüvenini konu alarak ilerlemesinden kaynaklanıyor. Kitabın başlangıcında hepiniz fark etmişsinizdir; on çatıya ayrılan büyük bir tablo var orada. On farklı tür. Calvino'nun bu eseri, bu on çıtaya göre kelimenin tam anlamıyla kurgulanmıştır ve Calvino bu eseriyle bize tam anlamıyla roman kuramının, okumanın ve okuma sürecinin tanımını yapmaktadır. Okurun düşünceleri, okuma isteğinin ne olduğuna göre değişen bir şekildedir ve bu şekil bize gösteriyor ki her okur, okuduğu eseri sırf ondan belli bir haz almak için okumuyor. Kitap okumak sadece bilgi almaya dayanan bir edim değildir, demenin başka yolunu kullanmaktadır Calvino ve Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı romanı da deneysel olması bakımından bunu radikal bir şekilde ortaya koymuştur (yine tam anlamıyla). Romanı zahmetli kılan bir diğer etken şudur: Başta bir tablo olduğundan bahsetmiştim. Calvino'nun anlatıcısı bir okur kişisidir. Yani bizimle aynı niteliğe sahip bir şahsiyet. Eline aldığı eserde neler olduğundan habersiz ve bunu keşfetmek için harekete geçiricisi var ama benim ilgilendiğim nokta onun okumasını harekete geçiren kadın değil. Daha çok romanın yapısına bakmanızı isteyeceğim ve bunu yapabilmeniz için Umberto Eco'nun, Anlatı Ormanlarında 6 Gezinti adlı eserinde geçen bir şeyi anlatmalıyım. Umberto Eco'nun kitabında biraz ilerlediğinizde tablolarla anlatı çerçevesinin nasıl olduğunu gösterdiği kısma gelirsiniz. Poe'nun uzun bir öyküsünden hareketle yaptığı çıkarımda yazar, metin elinden çıktığı anda amprik yazar olarak çerçevenin en dış kısmında yer alır ve bu, okurdan roman/öykü kahramanına kadar derinleşir. İtalo Calvino'nun romanı bir okur tarafından on kere tekrarlanan bir çerçeveyi içermekte. On farklı
Edebiyat
Bir Kış Gecesi Eğer Bir YolcuItalo Calvino · Yapı Kredi Yayınları · 20153,597 okunma
10/10
·496 syf.··
2021 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2021 03:39
Her şey bir varış hikâyesine dayanmakta. Martin Eden varılacak yolun ne kadar büyük zorluklarla çevrili olduğunu gösteren bir eser ve mantık açısından bakacak olursak Martin Eden sağduyunun eksikliğine karşı yükselen bir büyük çığlıktır. Yazar ve entelektüel olarak bir kişinin birey olabilme mücadelesi olarak da adlandırabileceğimiz eser, birçok noktadan oluşuyor. Onun sistemli olarak ilerleyişini belirli noktalara ayırdım. Kendimce, okur macerasına bağlı olarak çıkardığım bu noktalarda hatalar olabilir. Belirtmenizi ve beni aydınlatmanızı ama Martin'in Nietzsche'ciliğiyle hakikate yönelerek yapmanızı yürekten isterim. Neyse oyalanmayalım: İlk nokta: Ruth. "Martin bir öğrenci zihnine sahipti ve öğrenme yeteneğinin ardında inatçı yapısıyla Ruth'a olan aşkı vardı." s.99 İlk noktada Martin'in hareket noktası ve onu büyük bir dalga gibi ileriye taşıyan güzeller güzeli varlık. O, kendisine yerleştirilen kültürel ahlakla ilerlerken Martin bir denizci olarak hayatını kazanmaktaydı. Martin onunla tanışana kadar yerleşik düzene geçebilecek biri değildi. Daha doğrusu alışmış olduğu "yolculuktan" kendisini alıkoyacak böylesine büyük güzelliğe sahip bir varlıkla karşılaşmamıştı. Şiiri güzelliğin hatırına seven Martin (s.78), Ruth'la birlikte bunun daha da ötesine, aşka yöneldi ve o anda fark etmese de sonradan bunu yazarak da ifade edebilmesini sağlayacak gücü verdi kendisine. Ancak zaman içerisinde ne Ruth Martin'i anlayabildi ne de Martin onun isteklerine başarılı bir şekilde karşılık verebildi ve zaman içerisinde Ruth yerleşik yaşama adapte olan denizcinin iç devinimini devam ettiren bir nesne konumuna geldi; yani Ruth bilinçsizce ilerlenen bu aşk kuyunda bir amaç değil araç oluverdi. Bunu noktada kanıtlar şekilde öncelikle şu iki alıntıyı gösterebiliriz: --"Browning'in
Edebiyat
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019134,8bin okunma
Neden yaşamaya devam etmeliyiz?
10/10
·93 syf.··
2021 15. kitabı
Neden? Hayattaki onca bütünsüzlüğe rağmen neden yaşamamız bu kadar önemli? Düşüncemizdeki ağırlık bir başkasının yüküne benzetilmiş bir yaşamsa niçin? Bernhard, kendi hayatına dair izler taşıyan beş kitaplık serinin bu ilk kitabında önce "nedeni" sorguluyor, sonra bunun ardından gelenleri gerçekten gören bir gözle irdeleyerek düşüncemizdeki değişimin nasıl yıkıcı olabileceğini bize gösteriyor. Olay örgüsüne dair herhangi bir düşünce vermemeyi tercih ederim normalde ama burada gerekli olduğunu düşünüyorum: Kitap iki bölümden oluşuyor; Grünkranz ile Franz Amca. Bu iki bölümü dönemsel şartlara göre değerlendirmek, ona göre hareket etmek gerektiğini düşünüyorum; İkinci Dünya Savaşı'nın sonundaki Salzburg ile savaş sonrası düzeni yeniden belirlenmiş Salzburg. Ve sonrasında şimdiye uyarlayıp (o yurdu, caddeyi, ayakkabı odasında geçen onca zamanı ve diğer her şeyi), "Ben olsaydım n'apardım acaba?" diye sorarak oluşturduğunuz beyin fırtınasıyla kendi yaşamınızdan ayrı bir yaşamın nasıl yıkıcı olabileceğini görmeye çalışın - sıcak evinizin camından dışarı baktığınızda dışarıda soğukta durmak zorunda kalan evsizleri aklınıza getirdiğiniz gibi. Enis Batur, Bernhard'ın insanlardan kaçışını tanımlamak için "insan düşmanı" anlamına gelen "misantrophe" kelimesini kullanmıştır. Okuyacağınız beş kitaplık otobiyografik seride (sırasıyla Neden, Kiler, Nefes, Soğuk ile Çocuk) bunu çok iyi anlayacağınızı düşünüyorum (Enis Batur'un bu düşüncesini belirtmemin sebebi bir sitenin "Neden Thomas Bernhard okumamalıyız?" başlığı altında maddelenmiş düşüncelerin arasında bunu da göstermiş olmasıdır. Bunu böyle tasarlamak yorumda dönemsel bir çarpıklık meydana getirir - eğer makaleyi merak edip okursanız belki hak verirsiniz bana. Eleştiri saçmalaşır. Aşırı yorum olur. Mantıklı olana diyecek sözüm
Edebiyat
NedenThomas Bernhard · Sel Yayıncılık · 20151,042 okunma
Reklam