Puan vermedi·208 syf.··
2026 49. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 12:21
Babasının ölümüyle yüzleşmek zorunda kalan bir adamın içsel hesaplaşması… Yazarın otobiyografik anı tarzında yazdığı bir kitap Bahçıvan ve Ölüm. Ölümün gerçekçiliğini bize sonuna kadar hissettiriyor. Yazar babasıyla yazarak vedalaşıyor; ben daha iyi bir veda mektubu okumadım. “Sonu sözcüklere dönüştürüyordum, onu daha katlanır kılmak için.” Bu kitap benim içimde ayrı bir yere yerleşti, unutmayacağım. “... rüyada gördüğümüz insanlar bizden daha fazla / ama onlar hiç yer kaplamaz.” “Hastanın yanına uzanmakta, onun yatay dünyasına dahil olmakta doğal, içten gelen bir dayanışma var. Sağlıklı kişinin daima yukarıdan bakan (üstten bakan her bakış az çok otoriterdir) dik duruşunu terk etmek, yatanla eşitlenmek, ondan artık esirgenen dikeyliği paylaşmak.”
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
herkesin düşündüğü gibi adıyla ve kapağıyla ilgi çeken bir kitap. ilk okumaya başladığım zamanın üstünden çok rahat iki üç ay geçti, yarısında bıraktım ve sonra yeniden okumaya başladım ama yine devam etmedim. okurken kendimden çok şey bulduğumu düşündüğüm için sindirerek her bir cümlesinden bir şeyler almalıyım diyerek elime alıyordum ve bu da devam etmemi zorlaştırıyordu. en son şu incecik kitabı bitiremiyorum yeter artık diye tekrar başladım ve aylar sonra ilk kitabımı bitirmiş oldum. gördüğüm kadarıyla kötü yorumları da çok. o yüzden hakkında ne yazmışlar bakmak yerine kendi düşüncelerimi yazmak istedim. böylelikle de bu uygulamayı indirdim. başta devam edemememin sebebi kitap değil bendim, elime alıncaysa çok kolay bir şekilde akıp gitti. her insanın bir dönem hayatında yaşayabileceği şeyler olduğundan okuyanlar elbet kendini orada bir yerde bulmuştur ama yazarımız zaten sorunlarının ilerleyen yaşlarına rağmen sürekli devam etmesinden yakınıyor ve çözüm arayışına giriyor. ergenliktir geçer gibi bir durum değil yani. bu sayede de bir psikiyatristten yardım alarak düşüncelerini ve seanslarını okurlarının yalnız olmadığını söylemek için kitaba döküyor. günümüz insanının elbette bu tarz psikolojik desteklere çok ihtiyacı var ama alması herkes için o kadar kolay değil. bu yüzden kendimi bulduğum her cümlede kitapla biraz daha yakınlaştım ve yazarımız da tam düşündüğü gibi yalnız olmadığımı bana gösterdi. bazılarımız için eften püften boş muhabbetlerdi belki ama okurken gayet güzel zaman geçirip zaman zaman düşüncelere dalıp kendimi hayal ettim. bu tarz sorunlar yaşayan insanların çokluğu üzülmeme de neden oldu. şu kadar kısa ömrümüzde neden kendimize böylesine dertler yaratırız anlamadım. bundan yüz yıl sonra hafızalarda bile olmayacakken yaşamı böylesine
Duygu ve Düşünce
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Se-hee · Nova Kitap · 20248,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·120 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 22:50
Kitapta anlatılanlar münferit değil; aksine yıllardır üzeri örtülen, görmezden gelinen ve hatta kimi zaman bilinçli biçimde büyütülen bir yapının dışavurumu… Tarikat yurtlarının “barınma” adı altında nasıl ideolojik kadrolaşma alanlarına dönüştüğünü görmek için bu kitabı okumak yeterli. Özellikle yıllardır hizmet söylemiyle meşrulaştırılan ve kamusal alanda görünmez bir ayrıcalık zırhıyla hareket eden yapılar düşünüldüğünde meselenin ne kadar derin olduğu daha da netleşiyor. Bu yapılar birey yetiştirmez. Biat eden, sorgulamayan, düşünmeyen kitleler üretir. Ve bu yönüyle artık birer yurt değil, açıkça birer militan yetiştirme mekanizmasıdır. Nasıl bilerek ve isteyerek bu yapılara alan açıldığını o kadar güzel gözler önüne sermiş ki yazar. Bu noktada insanın aklına kaçınılmaz olarak geliyor bu düzen gerçekten denetlenemiyor mu, yoksa denetlenmek mi istenmiyor? Mağdur olan hep ama hep ÇOCUKLAR. Ama neredeyse sorumlular hiç değişmiyor? Vicdanı olan herkes için bir uyarı bu kitap. Çünkü bir ülkenin geleceği çocuklarını kimlere emanet ettiğinde saklıdır. Tam da bu yüzden bu mesele artık bireysel değil, doğrudan Cumhuriyet meselesidir. “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz.” – Mustafa Kemal Atatürk
Kimsesizler Cumhuriyetiİsmail Saymaz · İletişim Yayınları · 2018595 okunma
8/10
·277 syf.··
2026 8. kitabı
Gazeteci ve köşe yazarı Rober Koptaş’ı ilk kez okudum ve sonuncu kez olmayacağını bitince anladım. Unufak, toplumsal bellek, toplum-birey hafızası, kolektif bilinçsizlik, baba travması ve aidiyet duyguları üzerine yazılmış, nitelikli ve dokunaklı bir ilk roman! Yazar, söyleyişisinde şöyle diyor: “Bende Saroyan’ın dediğinden farklı işledi, (Yazarlıktan konuşurlarken bir yerde baba mealen, esas mesele yazacağın temayı bulmak diyor) çünkü konu zaten hep vardı. Hep bir baba hikâyesi, babamı anlatma arzusu duydum. 19-20 yaşındayken, üniversitedeki kız arkadaşıma “Babamı yazmak istiyorum” dediğimi hatırlıyorum.” Yazar, “babası hakkından yazmak istediğini ve Aslan onu çok tanımadığını, ben büyürken çok ortalarda değildi,” diyor. Unufak, Ermeni bir ailenin memleketinden İstanbul’a gelişini ve bu şehirde yaşadıkları deneyimleri anlatıyor aslında. Eski yaşadıkları yer de tek harfle belirtilmiş, (T. Şehri) bu da ilgi çekiyor. Aile İstanbul’a gelince daha çok kenetlenmek yerine dağılıyor tıpkı Yaprak Dökümü gibi. Romanın çok yönlülüğü, bölüm bölüm olayları, ayrı ayrı karakterlerin gözünden anlatılmış olması, onların gözünden bakma fırsatı tanıyor. Romanın tam ortasındaki karakter Kevork ve etrafını şekillendirmesiyle başlıyor. Okuduğunuzda bu karakterin önemini ve hikâyesini anlıyorsunuz. Unufak, Ermenilerin 1915’te maruz kaldığı kolektif şiddet -ya da soykırım demek daha doğru olur- üzerine apolitik tartışmalar hâlâ kuvvetle devam ediyor. İnkar ve kabul etmemek üzerine güzel göndermeler de mevcut bence. Ailenin çocukları olan Kevork, Maro ve Harut, kırılgan kimlik inşası altında ezildikçe ezilir. Kevork ve Harut’a oranla Maro, çok daha başkaldıran, sistemin açığını bulup bunu avantaja çeviren bir karakter. “Yanlış iliklenen ilk düğme,” tabiri çok can yaksa da, ana karakterin
UnufakRober Koptaş · İletişim Yayınları · 2024127 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 20:35
Dünyanın en eski iki aşığının,Adem ile Havva’nın Cennet Bahçesine girip,Adem ve Havva’nın güncelerini okumak ister misin?Hadi gel o zaman Adem,güçlü yakışıklı,kabasaba kafası da pek çalışmayan,hamarat da olmayan ama özünde iyi bir insan olarak çıkar karşımıza.Yani Adem henüz kadın tarafından yontulmamıştır. (Erkekler kusura bakmayın;biraz şaka) Havva da bir o kadar hassas sürekli ağlayan ama aynı zamanda daha çok bilen ve düzeni kuran,hep yeni bir şeyler keşfetmek,neşelenmek ve bu göz kamaştırıcı dünyadaki güzellikleri bize bahşedene şükretmek için yaratılmış biri olarak çıkar. Havva çok konuşur,durmadan konuşur.(Kadın dediğin konuşur arkadaş)Başlarda Adem bundan rahatsız olsa da zamanla korkar Havva’nın hayatından çekip gitmesinden.Çünkü artık Havva neredeyse,cennet orasıdır Adem için.Havva,zaten her haliyle kabullenip sevmiştir Adem’i. Cennet Bahçesi’nde her şey güllük gülistanlıkken Şeytan’ın yasak elma ile Havva’yı kandırmasıyla artık Havva ve Adem hem ölümlü olurlar hem de Cennet Bahçesi’nden kovulurlar.Sadece bununla kalsa iyi,artık açlığı susuzluğu,acıyı,kederi,hastalığı,vicdan azabını,korkuyu,riyayı,küfrü…de öğrenmek zorunda kalırlar. Dünya artık bambaşka bir yerdir. Eksik, zor ve çoğu zaman ağır.. Ama tüm bu değişimin içinde bir şey aynı kalır:”Aşk”.Belki de gerçek cennet,iki insan arasındaki aşktatır. Mizah ve hüzünle harmanlanmış kitabın en vurucu kısmı,Havva’nın Cennet Bahçesi’nden kovulmalarını sorguladığı o yürek burkan sitemi oldu.Henüz iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı bilmeyen, adeta birer çocuk kadar saf olan iki varlığın; bilmedikleri bir 'suç' yüzünden bu kadar ağır bir bedel ödemesi... Havva’nın cennetten kovulmalarına, o masumiyetin yitip gitmesine tuttuğu yas, aslında hepimizin içindeki o 'kaybolmuş masum çocukluğun”sesi gibi. Kısacık bir
Adem'le Havva'nın GüncesiMark Twain · Can Yayınları · 20227bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Kitabın dili ve yazıldığı dönem eski olabilir ama bugünün 'odaklanamayan, ekrana kilitlenmiş ve sürekli kısa yoldan dopamin arayan' nesline çok sert ve net bir tokat atıyor. İçinde modern kişisel gelişim kitaplarındaki gibi süslü 'evrene mesaj gönder, pozitif düşün' saçmalıkları yok. Olay tamamen irade terbiyesi, tembellikle savaş ve oturup adam akıllı çalışmak üzerine kurulu. Hayatta bir yerlere gelmek, finansal veya kariyer anlamında bir şeyler inşa etmek isteyen ama sürekli erteleyen biriyseniz, Başgil'in tavsiyeleri bir nevi eski usul 'sistemi resetleme' kılavuzu gibi. Özellikle gençlikte boşa harcanan zamanın (şu anki karşılığı saatlerce telefona bakmak) ileride nasıl bir faturası olacağını çok acımasızca yüzünüze vuruyor. Boş motivasyon veya gaz arayanlara değil; gerçek, sarsılmaz bir iş ahlakı ve çalışma disiplini kurmak isteyenlere tavsiye ederim. Eski ama mekaniği hala tıkır tıkır çalışan bir kitap.
1000Kitap
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma