Türk edebiyatının en duygusal yazarlarından biri olan Zülfü Livaneli tarihin acımasızın sayfalarında başrolünde yine insan olan farklı bir aşk hikayesi ile okurlarını cezbediyor.
İstanbul üniversitesinde görev yapan maya üniversiteye davet edilen misafirlere ile ilgileniyordur. Bir gün rektör maya’yı odasına çağırır ve Maximilian Wagner ismindeki Alman isimli fakat Amerikalı olan Profesör Doktor’u karşılaması ve ilgilenmesini ister bunun üzerine hava alanında karşılar profesörü ve konaklaması için 1939-42 yılları arasında İstanbul’da yaşamıştır ve o zaman da kaldığı Pera Palas Hotel’ine götürür.
Profesör mayadan Türkiye’den ayrılmadan önce şileye gitmek istediğini söyler bunun üzerine sabahın erken saatlerinde üniversitenin görevlendirdiği araç ile şileye giderler profesör beni bekleyin diyip Sahile gider ve keman çalmaya başlar belli zaman sonra yanına giden maya profesörün donmak üzere olduğu anlar ve onu kurtarmak için elinden geleni yapar o sırada profesör sayıklamaya başlar sutra, sutma,struma diye maya profesör kendine geldiğinde sorar struma nedir diye
Profesör ise büyük sakladığı sırrını mayaya anlatır. katolik bir aileden geldiğini fakat yahudi birine aşık olup ve onunla evlendiğini . Karısı evlendikten sonra adını değiştir ve başka bir şehirde yaşamaya başlarlar. Bu sırada Hitler yahudileri öldürmeye başlar ve bunun üzerine ikili kaçacak yer arar. Arkadaşları vasıtası ile Türkiye’nin türlü mesleklere profesör kabul ettiğini öğrenir. Yola koyulduklarında Alman polisi onları yakalar ve karısı kaçırırlar. Profesör İstanbul’a yalnız gelir ve karısını kurtarabilmek için her türlü yola başvurur. Sonunda muradına erer ve karısı Filistin’e giden bir gemiye binerek İstanbul’un yolunu tutar. Fakat gemi Şile yakınlarında durdururlur ve kimsenin gemiyi terk etmesine
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
Kendisinden aşağı olana bakıp rahatlayan kimse, hakikatte yükselmemiştir.”
İmam Gazali, insanın en derin yanılgısını sade ama sarsıcı bir şekilde ortaya koyar: insanın kendini aldatma biçimi.
Gazali’yi önemli kılan yalnızca bilgiye verdiği değer değil, o bilginin insanı nasıl dönüştürdüğünü sorgulamasıdır. Ona göre bilgi vazgeçilmezdir; fakat tek başına kurtarıcı değildir. Asıl mesele, bilginin insanı daha uyanık ve sorumlu bir hayata taşıyıp taşımadığıdır.
İyilik, niyet, ibadet, akıl ve kalp… Hepsi doğru kavramlardır; ancak insan, en doğru olanla bile kendini kandırabilir. Gazali’nin dikkat çektiği nokta da tam olarak burasıdır: kavramların doğruluğu değil, insanın onlarla kurduğu ilişkinin zamanla nasıl bozulabildiği.
İnsan Nasıl Kaybeder?, bu yönüyle sadece bir eser değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasına tutulmuş bir aynadır. Kaygı, erteleme, alışkanlıkların sorgulanmadan kabul edilmesi ve “iyi niyet”in bile bir aldanışa dönüşebilmesi… Tüm bunlar, insanın fark etmeden nasıl uzaklaştığını gösterir.
Bu kitap, kaybetmenin bir anda değil; fark edilmeden, yavaş yavaş gerçekleştiğini hatırlatır.
Aslında aklımda olan bir kitap değildi Önemsiz Bir Kadın... Fakat ismi o kadar çarpıcıydı ki Hiç bir kadın önemsiz olamaz ki dedim ve kitapçı rafından elimde kitapla kasaya koştum.
Bir tiyatro metni bu kitap. Roman olmadığı için okuması biraz daha zor , sadece karşılıklı konuşmalardan ilerlemek hayal gücünü daha zorluyor
İngiltere'de seçkin bir hanımın (Lady Hunstanton) evinde başlıyor olaylar. Lord İllingworth'ün genç Gerald'ı yanına katip olarak alması , ve diğer seçkinlerin bunu kutlamak için Gerald'ın annesini de yemeğe davet etmesi ile farklı bir akşam yemeğine dönüşüyor.
Amerikalı genç bayan Hester Worsley'in çok katı ahlak anlayışı ile Amerika' yı adeta küçümsemiş Oscar Wilde... Hatta bir yerde Amerika' nın kültürü için henüz çocuk diyor. Ama İngiliz sosyetesine de , Lordlar Kamarasına da çok ağır göndermeler yapıyor.
2. Perdede kadınlar ve erkekler ayrı odalarda oturuyorlar ve kadınların bu odada tam anlamıyla kahkahalar atarak okuyacağınız bir sohbet yapıyor. Bir erkeğin kaleminden , kadınların kendi aralarında ki sohbette erkekleri nasıl çekiştirdiklerini okumak inanılmaz keyifliydi.
Önemsiz Bir KadınOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20246,7bin okunma
Fyodor Pavloviç , romandaki sorumsuz baba, Dostoveyski’nin gerçek hayattaki babası olduğu tahmin edilir. Pavloviç’in evlilikleri, oğulları, düşkün olduğu kadın, alışkanlığı ve aile yapıları üzerinden gelişen olayları ele almıştır.
Pavlovich çok çapkın bir karakterdir. İlk evliliği sayesinde zengin karısının servetini devralmış ve Dimitri adında bir oğlu olmuştur. Ama çok kötü muamele gören kadın her şeyi bırakıp kaçmakta çareyi bulur ancak daha sonraları yokluk ve acı içinde ölür. İlk karısı ölen Pavloviç ikinci kez evleniyor. Ivan ve Aleksey (Alyosha) adında iki oğlu daha olur. Pavlovich’in ikinci karısı, ikinci karısına karşı hantal olduğu ve öldüğü için artık ona katlanamıyordu. Bu arada Pavlovich, Meczup Lizaveta Smerdyasçaya’nın gayri meşru çocuğu olur. Buddha onun dördüncü oğlu ve adı Paveldir.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Saik Faik’in 1951 yılında birbirine bağlı hikâyelerden oluşan kitabıdır. On beş kısa hikayeden oluşan bu kitapta yer yer eleştirel bölümler de yer alır. Yazarın samimi üslubunun tadı ilk sayfalardan sezilir. Kitapta üçüncü şahıs anlatıcı(yazar), köpekli adam, Ahmet Bey bunların toplamı Saik Faik’in kendisidir desek yalan olmaz.
Kitap birbiriyle bağlantılı on beş öyküden oluşmaktadır.
Kitabın birinci hikâyesi Havada Bulut’ta köpekli bir adam vardır. Köpekli adam kendi çapında hikâyeler yazmaktadır. Bu adam hep köpeğine dert yanmaktadır. Bunu fark eden çevresi onun hakkında farklı düşünürler. Kimi aşık olduğundan böyle olduğunu düşünür, kimi de akıl dengesi yerinde olmadığından köpekle konuştuğunu düşünür. İnsan iç sesini duyuramadığında iç sesini dışına verir. Aslında çoğumuz bir eşya olsun bir ayna olsun kendimizle konuşmuşuzdur. Köpekli adamda iç sesini köpeğine anlatmaktadır. Posta müvezzi ve hikâyeyi anlatan üçüncü şahıs ile arkadaştır. Bu köpekli adam dikkatlerini çeker. Posta müvezzi ve hikâyeyi anlatan üçüncü şahıs bir olup köpekli adamın gönderdiği mektuplardan birini açarlar. Bu hikaye ise kitabın içindeki ikinci hikaye olan Ay Işığı’dır.
Havada BulutSait Faik Abasıyanık · Can Yayınları · 20254,245 okunma