Okuduğum en güzel düzyazıların başına Haydar Ergülen'den okuduğum bu ilk kitabını ekliyorum. Artık bir yazarın daha hayranıyım. Tez vakitte diğer eserlerini de biriktirmeye başlıyorum.
Kitabın kapağını ilk gördüğümde aklıma Hasan Ali Toptaş'ın "Gitmek fiilinin altını çift çizgiyle en güzel trenler çizermiş." sözü geldi. Güzel bir yolculuğa benziyor deyip alıverdiğim kitabın daha ilk sayfasında kaleme sarılıp demiryolları gibi çizdim kitabın cümlelerini.
Kitap; Edip Cansever, Tanpınar, Melih Cevdet Anday, Ülkü Tamer, Atilla İlhan, Cemal Süreya gibi daha nice yazar ve şairleri alıntılıyarak bahsederken, tıpkı dünyayı çepeçevre sarmış demiryolların bölünmesi gibi bu zengin kitap da açılıp saçılırken kendinizi bir trende bir şiirden başka bir şiire yolculuk eder gibi hissediyorsunuz. Kitap sizi anılardan bir trene bindirip istasyon istasyon gezdiriyor.
Benim de aklıma, yazara sevinerek ortak olduğum, ilk tren yolculuğum geldi. Dünyaya olan bakış açımı inşâ eden, güzel insan babamla beraber yapmıştım. Ankara garında başlayan bu yolculuk, ne güzel bir yolculuktu halen aklımda... Bu kitap beni alıp o yolculuğa kadar götürdü.
Sonra bir an durup hayallere daldım " Şöyle bir tren olsa da beni ta çocukluğuma götürse " dedim.
Bir ikindi vakti okuldan çıktığım, koşa koşa soluğu mahallemde aldığım, kaldırımlara otlarla resimler çizdiğim çocukluğuma... Orhan Veli'nin "Mahallemdeki Akşamlar İçin" yazdığı şiiri belki de bu yüzden çok seviyorum. Kitabı okudukça o günlere özlemle çevirdim sayfaları.
Biraz düşünüp çocukluğuma götürecek böyle bir trene binme imkanım olmasa da hayali yapılacaklar listeme, Moskova'dan başlayan ve Sibirya'yı baştan başa kat ettikten sonra Pekin'de sona eren dünyanın en uzun tren hattına sahip Trans Sibirya'ya binmeyi de ekliyorum. Yazara göre