Sıfır uykuyla sabahı ettik :(( niye böyle oldu ki? Retro filan mı var acaba😵‍💫 "Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu Bir ben uyumadım kaç leylim bahar" demiş Ahmed Arif...Ben niye uyumadım acaba??!
Malya’nın Yabancı Kılıcı: Babai İsyanı’nda Frenk Paralı Askerleri ve Selçuklu Meşruiyetinin Epistemik Kırılması 1240 yılında Malya Ovası’nda patlak veren Babai İsyanı’nın tasfiyesi, Türkiye Selçuklu tarih yazımında genellikle bir iç asayiş vakası ya da Moğol istilası öncesi dinsel-sosyal bir patlama olarak ele alınır. Ancak bu isyanın bastırılmasında kritik bir "operasyonel koçbaşı" olarak devreye sokulan zırhlı Frenk (Latin/Haçlı) paralı askerleri, askeri bir zorunluluğun ötesinde, Selçuklu merkezî otoritesinin teolojik, bürokratik ve toplumsal meşruiyet zeminindeki derin bir çürümenin sembolüdür. Bu makale; Malya Ovası’nı Selçuklu’nun yapısal fay hatlarının kesiştiği bir kriz nexusu (kesişim merkezi) olarak kabul ederek, Frenk askeri kullanımının toplumsal hafızada, askeri teolojide ve merkez-çevre geriliminde yarattığı kümülatif kırılmayı tarih sosyolojisi merceğinden incelemektedir. 1. Bir Kriz Nexusu Olarak Malya Ovası Anadolu Selçuklu Devleti, göçebe ve yarı göçebe Türkmen kitlelerinin askeri mobilitesi ve fetih dinamizmi üzerine inşa edilmiş heterojen bir yapıydı. Ancak devletin kurumsallaşma, yerleşik hayata geçme ve Fars kökenli bürokrasiyle merkezîleşme politikaları, sistemi kuran asli unsur olan Türkmenleri zamanla taşraya ve yönetimsel çepere itti. II. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde zirveye çıkan vergi adaletsizlikleri, toprak düzenindeki bozulmalar ve Moğol baskısıyla sıkışan nüfus, Baba İlyas ve Baba İshak’ın karizmatik liderliğinde teolojik-siyasal bir patlamaya (Babai İsyanı) dönüştü. İsyanın Amasya ve Tokat hattından başkent Konya’ya doğru bir çığ gibi büyümesi, Selçuklu’nun yerel askeri mekanizmalarını felç etti. Devlet, tahtı ve rejimi korumak adına son çare olarak Malya Ovası’nda ağır zırhlı Frenk süvarilerini cepheye sürdü. Niceliksel olarak
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çocuklar Neden Yapay Zekâya Dert Anlatıyor?
🙍‍♂️Çocuklar yapay zekâ sohbet robotlarını arkadaş olarak görüyor, onlara duygusal yakınlık geliştiriyor, kendine zarar verme gibi tehlikeli davranışları normalleştiren sohbet veya terapi botlarıyla saatler geçiriyorlar. Çocukların çatışma çözme, psikolojik dayanıklılık, empati gibi becerileri kazandığı gelişimsel dönemlerinde, yapay zekâ dünyası giderek gerçek insan etkileşiminin yerini alıyor. Bazı köşe yazılarını bir kez okur geçerim. Gazeteleri kâğıttan okuduğumuz, dijital dönüşüm öncesinde klasik habercilik reflekslerinin son güçlü dönemi olan o güzel yıllarda, Radikal ve Referans’taki bazı köşe yazılarını ise kesip dosyaladığım olmuştur. Dönüp dönüp yeniden okuyayım diye… Geçen gün Financial Times’tan Simon Kuper’in Gazete Oksijen’de Türkçe çevirisiyle yayımlanan bir köşe yazısı (“Ebeveynlik bu muymuş?”), bende tam da o nostaljik hissi yeniden doğurdu: “Bugünkü ebeveynler telefonlara hazırlıklı. Bizim kobay jenerasyonla yaptığımız hatalardan ders aldılar. Dünya genelinde sosyal medyayı çocuklara yasaklamaya ve okullara telefon sokmamaya yönelik önlemler var. Bugünkü ebeveynleri gafil avlayan ise yapay zekâ,” diyor Kuper bu yazıda. Altını kalın kalın çizip duvara asmayı hak eden bir tespit, değil mi? Evet, yetişkinler olarak gafil avlandık. Herkes birbirine bu konuda akıl veriyor; kendi deneyimini paylaşıyor. Kimisi “modern ebeveynlik” kisvesi altında, kimisi umursamaz, kimisi aşırı korumacı, kimisi sonsuz endişeli... Çocuklar ve yapay zekâ kullanımı tartışması, çok katmanlı ve tek bir doğru cevabı olmayan bir alan. Tabletler, akıllı telefonlar ve yapay zekâ sohbet botları artık çocukların gündelik yaşantısının bir parçası. İçlerinden YouTuber’lar çıkıyor, kod yazabiliyorlar, çünkü dijital dönüşümün içine doğdular. __Bir yandan
Makale|Yazı
Film tavsiyeleri / 55655445555666778
`90'lar suç- gerilim` (`neo/noir`) `tarzı filmler` `aksiyon` / `neon ışıklar` /`yağmur`/`çöl atmosferi` `moteller` / `barlar`/ `para çantası` / `kader hissi ` `yanlış kimlik` / `kiralık katil` / `femme fatale` `casino`'`suç`/ `şiddet`/`köy` / `aşırılık`/`kan` `herkesin birbirini kandırması`/ `eğlenceli 90's` 1.` blood simple` / kansız `coen kardeşlerin` ilk filmi olan yapımda; bir bar sahibi, karısını ve sevgilisini öldürtmek ister ama plan herkesin birbirini yanlış anlamasıyla kana bulanır. texas sıcağı, neon ışıkları ve boş otoyollar arasında ilerleyen film; düşük bütçeli ama yoğun bir neo-noir kabusuna dönüşür. appraf.com/title/movie/kansiz 2. `one false move` los angeles'ta işlenen vahşi bir cinayetin izini süren suçlular, küçük bir güney kasabasına doğru kaçarken; yerel şerif kendini kaldıramayacağı kadar büyük bir olayın içinde bulur. `billy bob thornton`'ın senaryosu; taşra sıkışmışlığını ve yaklaşan felaketi ağır ağır hissettirir. appraf.com/title/movie/one... 3. `the last seduction` / son tahrik linda fiorentino'nun oynadığı femme fatale karakter; kocasını dolandırıp küçük bir kasabaya kaçar ve orada yeni bir adamı manipüle etmeye başlar. erotizm, ihanet ve kara mizah arasında ilerleyen film; `90'lar` neo-noir sinemasının en sert karakterlerinden birini yaratır. appraf.com/title/movie/-zgsd 4. `kill me again` insan iki kere ölür borç içindeki eski bir dedektif, mafyadan kaçan gizemli bir kadının ölümünü sahte göstermesi için tutulur. `val kilmer` ve joanne whalley'nin başrolde olduğu film; motel odaları, çöl yolları ve sürekli değişen kimlikler üzerinden klasik noir hissini modernleştirir. appraf.com/title/movie/-2r2t 5. `after dark, my sweet` karanlık basınca güzelim eski bir boksör, zihinsel sorunları
Her kötü günün sebebi ;retro ,dolunay ve tabii ki nazar. ;)
▪︎▪︎▪︎ "Doğum haritaları, açılar, retro dalgalanmaları... Hepsi bir yana, ruhun bu dünyadaki o eksik parçayı, o doğru enerjiyi arayışı hiç bitmiyor. Bir yerlerde aynı gökyüzünün altında birbirini ıskalayan ne çok ruh var..."