Rümeysa

"Kabullenme özgürlüğümüz olmayan her duygu dışarıya akmayan bir irin gibi bedenimizi ve ruhumuzu ele geçirir. İçimize hapsettiğimiz her duygu aynı zamanda içimizi hapseder. Kitapta Alice Miller, gerçek duygularını bastırmak zorunda kalan çocuğun, artık anne-babasına duyduğu sevginin pek de sevgi olmayan, hastalıklı bir bağlanma, korku ve görev duygusunun karışımı bir şeye dönüştüğünü ve görüntüden ibaret olduğunu söylüyor. Kişi çocuklarından ya da arkadaşlarından bu tür bir sevgiyi talep etmeyi bıraktığı ve dayatılan ahlaki emirlere uymaya çalışmaya son verdiği an, sevgi hissinin de kendiliğinden ortaya çıktığını, gerçek sevginin, kişi sadece kendisini özgür hissettiğinde, olumsuz duygular dahil olmak üzere bütün duygulara açık olduğunda mümkün olabileceğini vurguluyor."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Bütün bu sebepleri düşünmek annemizi mazur görelim diye değildirler fakat anlayabilirim diyedir.Nitekim bir insanı anlamak demek, onu haklı bulmak anlamına gelmez.İnsani zaaflarını ve zayıflıklarını göz önünde bulundurmamız gerektiği anlamına gelir."
Sayfa 70·Kitabı okudu
"Zihnimizde tasarladığımız şekle uymadığı anda çocuğu bizi üzmekle suçlarız. Dört yandan herkesin çocuğa "Öyle yapma ama, bak, anneni/ babanı/öğretmenini üzüyorsun," dediğini duyarım. Halbuki kendisi üzgün olmayan hiçbir çocuk annebabasını, öğretmenini, bizim bakışımızla söylersek "bir büyüğünü" üzmez. "Anneni üzüyorsun," dediğimiz her durum için, çocuğun neden üzgün olduğuna bakmalı. Çocuğun hislerini hiçe saymayı o kadar kanıksamış haldeyiz ki. Çocuk da hisleriyle bağ kuramadan, gerçek hislerinin ne olduğunu bile bilemeden, onları bastırmayı ve yok saymayı öğrenerek büyüyor."
"Çocuğuna verdiği zararlar gösterildiğinde anneler sıklıkla öfkeyle "Sen benim ne çektiğimi biliyor musun?!" diye cevap verirler; "Bir günü benimle geçir de öyle konuş!" Bir çocuğun sorumluluğu hakikaten de bir, hatta bazen birkaç insanın kaldıramayacağı kadar ağırdır; ancak burada sorun, annenin "Evet, ben bu yükü kaldıramıyorum," "Benim de elimden bu kadarı geliyor, ne yapalım," "Benim de hatalarım oluyor," itirafında bulunmak yerine bu hataları aklaması. Bu, çocuğa yapılan yanlışları önemsizleştirmeye, annenin bu hataları çocuğa karşı işleme ve onlarda devam etme hakkını kendisinde görmesine olanak tanır, ki anneliğin kutsallaştırılması sayesinde anne zaten bu davranışına çevreden kolaylıkla destek bulur ve herkes çocuğa karşı annenin yanında yer alır. "Evet, çocuğuma karşı hata yaptım," diyen anneyle "Sen benim ne çektiğimi biliyor musun?!" "Anne olunca anlarsın!" diyerek hatasını meşrulaştıran ve sorunu kendinde değil, çocukta gören annenin ve o anneyi haklı bulan toplumun çocuğa yaklaşımında çok büyük fark olacaktır."

Rümeysa

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.·
12 günde okudu
·
2021 11. kitabı
Nabi Resuloğlu
7.5/10 · 323 okunma