ister tasasız, sıradan, anlayışsız olanı olsun, is terse akıllı, sorgulayıcı, anlayışlı olanı, yazar için daima başkasıdır okur. çünkü yazara metnin daima bir dışı olduğunu hatırlatır. yapıt tümüyle o dışı gözettiğinde kendini "onlar"a, oradaki çıkar ilişkisine baştan teslim eder; müşterisine kur yapmaktan, onu memnun etmekten başka çaresi yoktur. ama o "dış" hiç yokmuş, önemsizmiş, yazar onsuz da yapabilirmiş gibi davrandığında bu kez kendi kibri ne teslim olur. "onlar"dan etkilenmiş olduğunu, kendisinin de kısmen onlardan yapılmış olduğunu görmezden gelecektir. ne biri ne diğeri: ikisi arasındaki gergin hattır yapıtı ayakta tutan.
Nurdan gürbilek - mağdurun dili
Yani sadece psikolojik müslümanlık, sadece sosyolojik müslümanlık veya sadece tarih içi müslümanlık yetmez. Her müslüman önce, kendi iç dünyasında müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de müslüman olmayı idrak etmeli. Ve nihayet bu psikolojik ve toplumsal muhtevaya mutlaka tarih şuurunu da eklemeli.