اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّهٖ لَكَنُودٌۚ ﴿٦﴾
Meâli
6. Rabbine karşı gerçekten nankördür insanoğlu!
Tefsiri
كَنُودُ “alabildiğine nankör” anlamında olup kenede’n-ni‘mete künûden (Nimete tam anlamıyla nankörlük etti!) denir. Nitekim (o kabilenin) Kinde ismini alması, (kurucusunun) atasını inkâr edip ondan ayrılması sebebiyledir. Kelbî’den rivayet edildiğine göre kenûd, Kinde lisanında “isyancı”, Benî Mâlik lisanında “cimri”, Mudar ve Rebî‘a lisanında ise “nankör” anlamında imiş.
Demek istiyor ki; insanın, özellikle Rabbinin nimetlerine karşı nankörlüğü çok şiddetlidir; çünkü onun Allah’tan başkalarının nimetine teşekkür etme hususundaki eksikliği, sonuçta o [beşerî] nimetin kadrine yakın vasat bir eksikliktir; insana bir insan tarafından bahşedilen en yüce nimet ana-babasının sağladığı nimettir; ama beşerî nimetlerin en büyüğü bile, Allah’ın en düşük nimetinin yanında çok küçük ve zayıf kalır.
Zemahşeri Tefsiri
Kelâmın evvelinde "sadece sana ibadet ederiz..." kısmına gelinceye kadar, ârîf insanın zikir fikir ve Allahın isimlerinde teemmülde bulunması, O'nun nimetlerine nazar etmesi O'nun san'at harikalarıyla Sâniin azametine, saltanatının haşmetine istidlâlde bulunması vardır. Ama ardından doğrudan Allaha seslenmekte bu zikir, fikir ve teemmülün neticesi olarak O'nun vusul deryasına dalmak, müşahede ehlinden olmak, böylece ayanen O'nu görmek, şifahen O'na münacatta bulunmak söz konusudur.
Dikkat edin! Bedende bir et parçası vardır ki o düzelirse bütün beden düzelir. O bozulursa bütün beden bozulur. Dikkat edin! O, kalptir."
(Buhari, 52; Müslim, 1599)
İslâmiyet, insanları, kendilerini kuşatan tüm varlık âleminde olduğu gibi Allah'ın hakimiyetine bağlanmaya çağırmak için gelmiştir. Varlığın tümünü yöneten otoritenin onların hayatını da yöneten otorite olması gerekir. Onlara tanıtılan metod, otorite ve tedbir, varlığın tümünü çekip çeviren metod, otorite ve tedbirden başkası değildir. Hatta, hayatlarının irade-dışı kesimini çekip çeviren metod, otorite ve tedbir de aynıdır.
Çevremizi kuşatan cahiliye, İslâm dâvetçilerinin sinirleri üzerine baskı icra ederek onları İslâm metoduna göre acele sayılacak adımlar atmaya zorladığı gibi zaman zaman onları sıkıştırmaya yönelerek kendilerine şöyle sorular sormaktadır. Çağrısını üstlendiğiniz nizamın detayları nerede? Onu yürütmek üzere yeni usullere uygun ne gibi incelemeler, araştırmalar ve uygulanmaya hazır hukuk tasarıları hazırladınız? Sanki günümüzde İslám şeriatını uygulamak için, insanların yegâne eksiği fıkhi araştırmalar ve İslâm fıkhı ile ilgili hükümlermiş gibi, Sanki insanlar Allah'ın hakimiyetine teslim olmuş, O'nun şeriatı uyarınca yönetilmeye razıdırlar da müctehidler eliyle düzenlenmiş yeni usullere uygun hukuk tasarıları bulamıyorlar. Bu, şu dine hürmet duyan her kalb sahibi insanın gülüp geçmesi gereken ciddiyetten yoksun bir maskaralıktır.