“Şunu çok iyi anlamıştım: İnsan demek,kırıklık demektir.Her türlü kırıklık.Düş kırıklığı,kalp kırıklığı. Yaşamanız gerektiğine inandığınız şeyleri yaşamadığınızın, olmanız gereken yerde olamadığınızın, sahip olmak isteyip de olamadıklarınızın kırıklığı ve bu kırıklığın doğurduğu hüzün. Beyaz’dan sıkça duyduğum şu cümleyi çok sevmiştim;
“Dünya eksik bir yerdir.”
İnsanlar varoluşlarını unuttuklarında,hayatlarını “Ben sadece diğer insanların olduğumu varsaydıklarıyım” a indirgiyorlardı.Yaşamakla değil,görünmekle meşguldüler.
Âcizlik ve çaresizlikle başa çıkılamayacağını,daha doğrusu başa çıkılmaması gerektiği,çünkü insanın mayasının mutlak âcizlik ve çaresizlik olduğu inancı aklının ucuna bile gelmemişti.
Sabırsızsın,oysa bütün mahlukat sabrın ipliğiyle bağlıdır birbirine.Dünya sabırla döner.Çünkü güneşin de ayın da zamana ihtiyacı vardır. Sabırlı ol. Büyük sırlara ermek için sabır denizinde yüzmeyi öğrenmen lazım. Çünkü sırlar,sabır denizinin dibinde saklıdır”