10/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Okuduğum en eğlenceli ve düşündürücü romanlardan biriydi. Harika bir kitap bir kaybeden hikayesi ama sağlam hikaye. Kapak resmi de manidar şu ara baskısı yok sanırım ama denk gelirseniz alın okuyun
Yeraltı Edebiyatı
RezillerAlper Çeker · Altıkırkbeş Basın Yayın · 201243 okunma
Finneganın Baldızı: (+18) Bir Özet
5/10
·672 syf.··
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 17:15
[Hem de Ayranım Dökülmesin Babında Bir Sorumluluk Reddi]: Başta Campbell'in "A Skeleton Key to Finnegans Wake" adlı metni olmak üzere çeşitli kaynak eserlerin yalancılığını icra etmekteyim. Şimdi... En başta Finnegan diye bir arkadaş var, merdivenden düşüyor. Ancak o da ne: morte? Sonra curcuna kopuyor tabii, “Vay efendim, nasıl olur da bizim Finnegan ölür?” “Çünkü,” diyorlar, “Finnegan bir efsane ve efsaneler de… Bir de… Yav bak şimdi biz Allah sanıyorduk onu galiba ya; yalan olmasın, Allah da sanmış olabiliriz.” Cenazesinde ise kaç bahtın ahını aldıysa mevta bedenine içki dökülüveriyor; tabii hemen anında (ve çünkü illa ayyaşlığını yapacak ya) “Ahıağğbijm ölmedim yaubijm, içim geçmişm!” diye zıplıyor rahmetli. Gelgelelim etrafındakiler, ha merdiveni devirdi ha beynini dağıttı derken Finnegan’ın götünü toplamaktan sıkıldıkları için, “Şşş, tamam, yat, yok bir şey,” diyerek Finnegan çağını kapatıyorlar. İşte! Eşinizi dostunuzu iyi tanıyın. Finnegan’ın anlatıda bıraktığı boşluğa bu noktada pub işletmecisi Humphrey Chimpden Earwicker’ı (HCE) alıyoruz. Bu adamın adını (paşa keyfiniz uygun görecek olursa) “Here Comes Everybody” diye de açabiliyorsunuz. Sınırsız eğlenceye merhaba. Her neyse, işte bu adam, evet, bu adam yok mu, bu adamın iki oğlu bir kızı var. Kendisi de hem Hür İrlanda devletini hem de Tanrı’yı temsil ediyor. Takılmayın bunlara; gerçek değil bunlar, edebiyat. O değil asıl bak, asıl başka ne oluyor: Bir gün bunun yolunu kesiyorlar, diyorlar ki, "Seni askerler görmüş," diyorlar, "Ha, Humprey? Mahallemizin karısına kızına sırnaşıyormuşsun. Askerler görmüş seni, şahidiz diyorlar. Açıyormuşsun, buyrun bakalım haydiiii diye sallıyormuşsun. Üç askerimiz Humprey, sallıyormuşsun! Bu da ne demek oluyor?!" İşte, kim bilir ne demek oluyor, çünkü HCE de bir türlü
Finnegans WakeJames Joyce · Alma Books · 0104 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu prense bayılacaksınız!!!
10/10
·276 syf.··
2025 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 01:08
Bu kitaba güzel, hak ettiği gibi bir inceleme yazmak istiyorum. Çünkü benim için bir milat kitabı oldu diyebilirim. Nereden başlayacağımı da bilmiyorum. Heh, durun bi notlarıma bakayım, ehehe :) Evet, şöyle not almışım; Tanrılar. Tanrılar, fantastik evrenlerde çok çok önemli bir kavram. Zira, fantastik bir evrendeki karakterlerin iyi-kötü, adaletli, merhametli, maharetli, güçlü yani kısacası sizin aslında kim olduğunuzu belirleyen çok önemli bir detay. İnandığınız tanrı size güç, karakter ve duygular kazandırıyor. Misal, savaşçı bir tanrıya inanan bir karakter, güçlü, yılmaz bir asker; adalet tanrısına inanan biri merhametli bir paladin; zanaat tanrısına inanan biri, keskin bir kılıç dövecek, örsünde harikalar yaratacak bir demirci olabiliyor. Hatta olabiliyordan da ötesi. Eh, hazır tanrılar demişken kitabın konusuna da küçücük bir değinelim; Tanrılar müthiş bir çekişme içerisinde ve iyilik ile kötülük çarpışmak üzere. Avatar üçlemesini ( Karanlık Vadi Tantras Derinsu ) okuyanlar hatırlayacaktır, tanrılar bir nedenden dolayı büyük gücün gazabına uğruyor ve dünyaya sürülüyor. Ve olaylar nihayete ererken çok çarpıcı bir şeyler oluyor. Bu çarpıcı şeylerin devamında, 10 yıl sonrasında bu kitapta tanrılar kendi köşesine çekilmiş "mutlu mesut yaşarken" ( :P ) Yalanlar Prensi, Nifak ve Ölüm Tanrısı ortaya fitne fesat sokmaya çalışıyor. Ayy, spoiler vermemeye çalışırken ter attım ehhehe. Araya mutlaka eklemem gerektiğini düşündüğüm bir bilgi; bu kitap kesinlikle Avatar Serisi'nin devamı ve hatta bence net dördüncü kitabı olmalıydı. Ancak seriden bağımsız bir kitap olarak değerlendirilmiş. Avatar Serisine yazdığım incelemeleri sırasıyla okuyacak olursanız; Karanlık Vadi #282918642 Tantras #283457801 Derinsu
Yalanlar PrensiJames Lowder · Arka Bahçe Yayınları · 200418 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 896. kitabı
Efesli Heraklitos, Efes'te yaşamış Sokrates öncesi bir Yunan filozof. Efes'in yerlisi olduğu ve babasının adının Bloson olduğu gibi detaylar dışında hayatı hakkında pek az şey bilinmektedir. Batı felsefe tarihinde dinamik bir felsefi sistem ortaya koyan ilk kişidir. Herakleitos’tan günümüze kalan çok çok değerli yazılı satırlar. Değişim kavramını hayatın temeline oturtan ve Ateşi arke olarak düşünce dünyasına katan filozofun çok kasa ve öz tümcelerinden etkilenmemek mümkün değil. İşte bir kaçı: Çemberin başı sonu aynıdır. En iyisi, gizlemek deliliği. Değişmeyen tek şey, değişimdir. Çok bilgi, akıllı olmayı öğretmez. Kötü insanlar gerçeklerin düşmanıdır. Kibrini, yangından daha çabuk söndür. Bir insanın kaderi onun karakteridir. İnsanlar unutuyorlar, yolun götürdüğü yeri. Çok bilgili olman akıllı olduğunu göstermez. Kendini beğenmişlik, ilerlemenin gerilemesidir.
Kırık TaşlarHerakleitos · Can Yayınları · 20212,078 okunma
EL SIKIŞACAKSIN, APTAL!
Puan vermedi·392 syf.··
2024 92. kitabı
Kitap “Ben Alparslan Türkeş’in yakınıydım, o nedenle milliyetçi camia bana saygı duysun” demek için yazılmışa benziyor. Rahmetli eski bakan Yaşar Okuyan’ın 12 Eylül döneminde yaşadığı zorluklar ile hesaplaşması, bana göre sayfalarda daha gerilerde kalan bir mesele (Liderlerin çok yakınında yer alan her ikinci insan gibi, Y. Okuyan’ın A. Türkeş’e yer yer sitem ettiği “hissedilen” cümleler de var. Örneğin Türkeş’in Kenan Evren’e yazmayı düşünüp yazmadığı bir af mektubu bahsinde, bence eski liderine yönelik alttan alta dile getirmek istediği bir hayal kırıklığı mevcut). Türkiye’deki sıradan yaşlılarla konuşursanız, size 12 Eylül’ün iyi ki yapılmış olduğunu söylerler. “Sıradan” diyorum, çünkü 12 Eylül’den şikayet edenler, genellikle o dönemde militanlık etmiş olanlar oluyor. Yani 12 Eylül’ün gelmesi için sahne hazırlamış olanlar… Onlara (sıradan olanlara) hak veriyorum (Pandemi döneminde sokaklarda rahatça dolaşamamaya birkaç ay dayanamadık, oysa 12 Eylül öncesinde insanlar aynı hâle yaklaşık beş sene - 1975 ile 80 arası - katlanmak zorunda kalmışlar). Ve gittikçe daha iyi anlıyorum ki, Türkiye’deki ağır askerî darbeler, rakip parti başkanlarının el sıkışıp da havayı yumuşatmamaları yüzünden meydana gelmiştir. Yani asıl suçlu olanlar, siyasî partilerin başkanı olan liderlerdir. Bakınız Adnan Menderes ve İsmet İnönü. Bakınız Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit ve Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan. Zaten herhangi bir kitle hareketinin kaderi, onun liderinin psikolojisinden ve egosundan ayrı düşünülemez. Onların altındaki kitleler birbirleriyle savaşabilirler; bir taraf sosyal adalet der, bir taraf vatan-millet. İkisi de haklıdır, ikisi de aptal. Olaylar sırasında şiştikçe şişen ise sözde liderlerin ve onların yancı kadrolarının egolarıdır, narsist benlikleridir.
O YıllarYaşar Okuyan · Doğan Kitap · 201027 okunma
Türkiye bir mahşerdir...
10/10
·320 syf.··
2024 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2024 22:24
" Birisi onun kulağına bir mahşere girdiğini niçin fısıldamadı? Niçin söylemedi ki, bir Türk'ün en bedbaht olduğu yer Türkiye'dir; harp cepheleri şehirlerden daha güzeldir, daima namuslu Türkler, ölümü, Türkiye'de hayata tercih etmişlerdir. Niçin ona haber verilmedi ki, cepheden dönerek memleketine girenler, sürüneceklerdir, niçin demediler ki, Türkiye bir mahşerdir, orada masumlar, temizler, alicenaplar, faziletkarlar, hasbiler, iyi niyet sahipleri ve büyük kalpli insanlarla reziller, çalıp, çırpanlar, imansızlar, türediler, sonradan görmeler, seviyesizler, sütü bozuklar, hainler ve katiller omuz omuza yürür, gezer, sevilir, yaşar, karışık korkunç bir kütle gibi kımıldarlar..." Çanakkale'de savaşıp, savaş bitip yurda dönen Nihad'ın yolculuğu... Savaş bitip de döndüğünde çok farklı bir yer buldu, hiçbir şey onun hayal ettiği gibi değildi. Gelir gelmez tek akrabası olan teyzesinin de öldüğünü öğrenince sokakta kalıyor ve daha sonra kıt kanaat geçinen arkadaşı Faik'in yanında yaşıyor. Fakat onların da durumu ortadadır, bu yüzden Nihad onlara yük olmak istemez iş aramaya başlar. Gittiği her iş görüşmesinden eli boş dönüyor, oysa ki harp gazisi olduğunu söylediğinde bir şeylerin farklı olacağını düşünmüştü, yanıldı. Asıl gerçekle yüzleşmesi uzun sürmedi: Savaşıp dönenlerin devlet nezdinde de insan nezdinde de pek önemi yoktu, asıl önemli olan güçtü. Bir dolandırıcı hırsızın değeri daha çok vardı bir harp gazisinden bu da çok acı bir şekilde onun gözünün önüne serilir. En sonunda bir iş bulacak olsa da aslında hayat ona daha farklı şeyler gösterecekti yokluğu daha çok hissedecekti. O zaman dönmeyi değil de savaş meydanında ölmeyi diledi. Bir çocuğa Fransızca eğitim vermek için gittiği yerde kader onun için planlar yapar ve kendi mahşerini yaşar. Peyami Safa'nın okuduğum 4.
1000Kitap
MahşerPeyami Safa · Ötüken Yayınları · 20202,846 okunma