Her gün bir kez "neredeyim" diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın.
Günler öylece kendi kendine geçsin diye
Bir camın arkasında durdum
Bana dokunmasın hiçbir şey
Hiçbir şey yarama merhem olmasın
İyileşecekse , hiçbir şeysiz iyileşsin diye
Bir camın arkasında durup
Akana hayata ve zamana baktım..
Bilirdim , biliyordum , biliyorum,
Bittiğinde , geçtiğinde ,
Azaldığında sızı iyileştiğimde ,
O saman tadıyla karıştığında ;
Her şey daha acı olacak..
Kimsenin konuşmadığı bir dil gibiyim, kimsenin inanmadığı bir deli, yazarının bile okumadığı bir kitap, hiç çalmayan bir şarkı, hiç sorulmayan soru gibiyim; kalabalıklar içinde varım ama yok gibiyim.
gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.
bilemem,
belki bu yüzden
ben sana yanlış bir yerden edilmiş
bir büyük yemin gibiydim.
beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
yine de döneyim döneyim istedim.
ah benim sesimle
söylesem de, inanmazlar
benzemiyor çünkü bir dile.
döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm
döndüğüm bu sema sensin. döndüğüm.
sen benim kara ömrüme vuran
suyumu harelendiren sevincimdin.
onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
titreme daha fazla kalbim.
bağışla kendini artık onu da ,
bırak gitsin.
o senin en ezel gününden kaderin
sen onu nasılsa bin kere daha seveceksin.