Hakan Günday uzun zamandır okumak istediğim bir yazardı. Özellikle de 'Kinyas ve Kayra' kitabıyla ünlendi, haliyle ben de en çok o kitabını merak ediyordum. Ama yazara kült bir eseriyle başlamaktansa, ona göre daha hafif kalabilecek bir kitap olan 'AZ'ı seçtim. Öncelikle beklentimin başlangıçta yüksek olduğunu söylemeliyim. Yazarın aldığı ödüller ve övgüler benim için çıtayı yükseltmişti. Kitap yeraltı edebiyatı da denilen karamsar,gerçekçi ve dünyadaki kötülüklerin açık bir dille anlatıldığı türde. Benim ilk yeraltı edebiyatı kitabım oldu, başlangıçta bu türde okuyacağımı bilmiyordum, ama arka kapak yazısından tahmin etmem gerekti. Yeraltı edebiyatının herkese hitap edecek, herkesin sevebileceği bir tür olduğunu kesinlikle düşünmüyorum ki ben de çok sevdiğimi söyleyemem. Kitapta anlatılan çocuk tacizleri, dini tarikatlar, çocuk yaşta evlendirilme, tecavüz, madde bağımlılığı, cinayet ve daha bir sürü kötü olay kitaba istekle devam etmemi engelledi. Evet yazarın dili akıcı ama anlatılan olaylar hiç hoş değil. Beni karamsarlığa sürükledi ve merak etmeme rağmen devam etmek istemedim. Taciz, tecavüz gibi olaylar gerçek hayatta maalesef ki her gün yaşanan olaylar, evet hepsi gerçek kitaptakilerin ama bu kadar kötü olayın bir araya gelmesi ve karakterlerin dengesiz- akıl sağlığı yerinde olmayan tutumları beni sıktı. Kitapta aklı başında olan, iyi bir insan var mıydı hatırlamıyorum. Bu kadar uçuk kurgu ve karakterin bir araya getirilmesi bende kötü bir etki yarattı. Ayrıca kitap bir tesadüfler silsilesi, her bölümde tesadüf. Neredeyse her karakter kitabın sonunda birbiriyle konuşmuş-tanışmış çıktı. Zaten kitabın konusu da iki 'Derda' üzerine. İlk yarıda kadın karakter Derda, ikinci yarıda erkek karakter 'Derda' anlatılıyor. Sonunda da bu ikilinin yollarının nasıl kesiştiğini