Roman ana karakterimizin, kocasını alnının ortasından vurmasıyla başlıyor. Ve genç kadın, onu bu noktaya getiren olayların ilk gününe dönerek bize hikayesini anlatıyor. Öncelikle uzun zamandır okuduğum en iyi roman olduğunu belirtmek istiyorum. O kadar akıcı, o kadar güzel bir üslupta yazılmış ki, yazarın tam da vermek istediği gibi sözcükleri okurlarına ulaştırdığını düşünüyorum. Çevirmenin de bunda çok büyük bir katkısı var elbette. Ben başından itibaren Ginzburg'ü, Katherine Mansfield'a ve özellikle onun Bliss eserine benzettim. Kitabın başında da bu iki yazarın birbirine yakın, aynı zamanda da çok farklı kalemler olduğu belirtilmişti. İşte Böyle Oldu, bir evlilikte kadının rolünü ve bakış açısını çok güzel bir açıdan bizlere sunuyor. Ginzburg hiçbir abartısı olmayan anlatımıyla, sizi duygudan duyguya sürükleyebiliyor. Zaten yazarın kendisi de kitabın başında yazdığı notta, bu kitabı yazarken çok üzgün zamanlar geçirdiğini, üzüntüsünü azaltmak için yazmaya başladığını belirtmiş. Bunun romana geçtiğini, sayfalardan hüzün aktığını hissettim okurken. Bazı sayfaları gözlerim dolarak okuduğum bile oldu. Ayrıca 100 sayfalık bu kitap, çoğu kısmında virgül dahi kullanılmadan, bölümlere ayrılmadan tek nefeste yazılmış adeta. Bu kadar kısa fakat çarpıcı bir roman okuduğum için çok mutluyum. Diğer eserlerini okumak için sabırsızlanıyorum.