Edebiyatımızda adını sıkça duyduğumuz Yusuf Atılgan'ın iki eserini okumak istiyordum; Aylak Adam ve Anayurt Oteli. Bir süre önce aldığım ve bir köşede duran Anayurt Oteli'ne, kısa bir kitap olmasından dolayı akıcı da olacağını düşünerek, uzun süredir kitap okuyamama sorunumu kırabilir diyerekten başladım. Evet kitap akıcıydı, ama benim için akıcı olmasının sebebi çok başkaydı sanırım. Ana karakterimiz Zebercet'ten bir an önce kurtulmak gayesiyle, sinirle ve hızla okuyarak çevirdim sayfaları.
Hikaye güzel ve akıcı başlıyor fakat Zebercet'in karakteri, içsel çatışmaları ve hareketleri sizi kasvete sürüklüyor. Bunca yıllık bomboş yaşamını uçurumun kıyısına sürükleyen kararlar alarak sona doğru ilerliyor. Bu eser ve yazar her ne kadar kült ve önemli sayılsa da, ben bu tür bir edebiyattan uzakta kalmak istiyorum. Atılgan, bilerek ve isteyerek kitabın okur için aşırı derecede rahatsız edici olmasını amaçlamış kesinlikle. Ama yabancılaşmayı, toplumsal yozlaşmayı bu kadar alçak ve mide bulandırıcı bir karakterle, olaylarla anlatmak zorunda değildi kanımca.
Kitabın başlarından itibaren Atılgan'ın Albert Camus'tan ve özellikle onun Yabancı eserinden etkilenerek Anayurt Oteli'ni yazdığını düşündüm. Sonunda ise çokça yanlarının ortak olduğuna emin oldum. Camus'un Yabancı eserine bayılmasam ve edebiyat zevkime uzak bulsam da kesinlikle felsefi bir karakter yarattığını kabul edebilirim. Zebercet ise, bir an önce okuyup kurtulmak ve daha sonrasında tamamen unutmak isteyeceğiniz iğrençlikte hastalıklı bir karakter.
Yıllar önce Yukio Mishima'nın Denizi Yitiren Denizci kitabını okunamayacak kadar rahatsız edici bulmuş ve hemen yarıda bırakıp kitaplığımdan uzaklaştırmıştım. Bu sefer ise bu işkenceye dayandım ve sonunda Zebercet'e kötü şeyler olmasını umaraktan kitabı bitirmek istedim. Psikolojisi bozuk bir karakter evet, sosyopat, psikopat, şizofren ya da ne demek isterseniz. Kitabın birçok arka planı, psikolojik çözümlemesi de olabilir. Yine de Zebercet empati kurması neredeyse imkansız bir karakter. Cinsel sapkınlıkları, bastırılmış arzularıyla dünyada var olduğunu hayal bile etmek istemeyeceğiniz bir insan. Böyle hastalıklı bir karakter yazabilen bir yazarın kendi iç dünyası nasıldır kim bilir diye düşünmeden edemedim. Atılgan'dan bir kitap daha okumayı asla düşünmüyorum. Bu eserin bir zamanlar 100 temel eser arasında olmuş olmasına inanamayaraktan, bu kitabı lisede ya da yirmili yaşlarımın henüz başında okusam şuana kıyasla nasıl bir travma yaratırdı bende, düşünmek dahi istemiyorum. Kimseye tavsiye etmiyorum.
Denizi Yitiren DenizciYabancıYusuf AtılganAlbert CamusAylak Adam