Dini ve geleneği dışlayan Cumhuriyet modernleşmesi manevi bir aidiyet ve ahlâk anlayışı ikame edememiş; reformların birçoğu tabana yayılamamıştı. Bu durum halk ile rejim arasında derin bir uçurum meydana getiriyordu. Demokratik Solun tarihten ve gelenekten devşirdiği Anadolu İslâm anlayışı Cumhuriyet'in boş bıraktığı alanı dolduracak ve halk ile devlet arasındaki kopukluğu giderecekti.
1974 yılının Ocak ayında kurulan CHP-MSP koalisyon hükümeti, Türk siyasi tarihinde devletçi-laik parti ile İslâmcı-muhafazakâr bir partinin kurduğu ilk işbirliği hükümetiydi.
CHP'li Ali Topuz, Türkiye'de ve CHP'de 1965'ten sonra görünür hale gelen sol eğilimi iki gruba ayırmaktaydı. Bunlardan birincisi "devlet devrimcileri", ikincisi ise "halk devrimcileri"ydi. CHP içindeki gelenekçi kanat ve diğer sol gruplar, ordu ve şiddet gibi siyaset dışı aktörlere bel bağlayarak halka rağmen halkçılık yapmaya çalışıyorlardı. Bülent Ecevit'in liderliğinde CHP'nin temsil ettiği halk devrimciliği ise toplumsal desteği arkasına almak suretiyle demokratik yollardan iktidara gelerek sistemi dönüştürmeyi amaçlıyordu.
Savunduğu değerler ve ilkelerdeki kısmi süreklilik inkâr edilemese de, Bülent Ecevit politik kariyerini başladığı yere, cumhuriyetçi Kemalizme dönüş yaparak tamamladı.