Anaksimandros ve başkaldırının erdemleri
Rovelli’ye göre kesinliği kabul etmeme kabiliyeti sayesinde bilim dünyaya her defasında yeni bir gözle bakabiliyor. Başkaldırının nasıl bir erdem haline gelebileceğini ve eleştiriye açıklığın yaratıcı sonuçlarını hatırlatmasıyla bile okunmayı hak ediyor
Miletli Anaksimandros MÖ 6. yüzyılda her şeyin sudan geldiğini öne süren “ilk filozof” Thales’in öğrencisidir. Anaksimandros’un öğrencisi Anaksimenes ise her şeyin havadan geldiğini, havanın yoğuşma ve genleşme sonucu su, toprak ve ateşe dönüştüğünü söyleyerek şeylerin kaynağına ve oluşumuna dair yeni bir açıklama getirir. Aristoteles’in “fizikçiler” dediği, doğayı doğaüstü unsurlara başvurmadan açıklayan İyonyalı Thales, Anaksimandros, Anaksimenes üçlüsü arasındaki en orijinal ve devrimci düşünür, Carlo Rovelli’ye göre, Anaksimandros’tur. İtalyan fizikçi Rovelli, Miletli Anaksimandros ya da Bilimsel Düşüncenin Doğuşu[1] kitabında çıkış noktası olarak Anaksimandros’tan bugüne kalan tek yazılı parçayı temel alıyor:
“Her şey kaynağını birbirinde bulur ve birbirinde yok olur, zorunlulukla. Her şey birbiriyle adil kılınır ve gayriadilliği birbiriyle dengeler, zamanın düzenine uygun olarak.”
Rovelli bilimsel düşüncenin doğuşunu Anaksimandros’un (MÖ 614-525) bu fragmanına götürüyor. Peki burada bilimsel olan ne? Rovelli’ye göre:
1) Varlıkların doğaüstü bir neden olmaksızın “kaynağını birbirinden alması”.
2) Oluş ve yokoluşlarının doğaüstü buyrukla değil “zorunlu” doğa yasalarından ileri gelmesi.
3) Birbirleriyle etkileşimlerinde belirli ölçüler ve sınırlamalarla dengelenmesi (“adil” ve “gayriadil”).
4) Bütün bu oluşum ve ilişki yasalarının zamana tabi olarak, “zamanın düzenine uygun olarak” değişmesi.
Rovelli’ye göre bilim de tam da bu dört temel prensip üstünden