• 1254 syf.
    Risale-i Nur; asrımızın anlayış ve ihtiyacına göre yazılmış bir Kur'an tefsiridir. Her asrın manevi hastalığı ve ihtiyaçları birbirinden farklıdır. O asırda gelen alimler ise, Kur'an eczanesinde aldıkları uygun ilaçları toplayıp ümmetin istifadesine sunarlar.

    Fen ve ilim asrında yaşıyoruz. Bu ise beraberinde şüpheciliği ve ispatı getirmiştir. Şüphe ve ispatçılık, sadece fen ilimlerinde kalmamış, din ve maneviyatta da kendini göstermiştir. "Görmediğime inanmam" bakışı nice itikadların sarsılmasını netice vermiştir. Böyle bir durum, imanın şartları başta olmak üzere İslam'a ait her meselenin bilimsel ve ilmi izahını gerektirmiş ve hatta bir zaruret haline getirmiştir.

    İşte, Risale-i Nur'lar, başta bu ihtiyaç olmak üzere, daha bir çok konuda cevaplarımızı bulabileceğimiz bir Kur'an tefsiridir.

    Risâle-i Nur, Kur'ân âyetlerini mânâ yönünden açıklamasıyla tefsir ilmi içinde değer­lendirilirken; zamanın inanç ve ahlâk gibi problemlerini tartışması açısından da kelâm ilmi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Müellifin kendisi bu iki hususu Risalelerinde belirtmiştir.

    Risâle-i Nur, konuları ele alış tarzı, muhtevasındaki derinliği ve kapsamlılığı birçok kesimin yoğun ilgisini çekmiştir. Bir yandan yurt içinde ve dışında çeşitli halk kesimleri tarafından okunmakta ve diğer yandan hakkında uluslararası sempozyumlar düzenlen­mekte ve birçok akademik makale ve tezlere konu olmaktadır.

    Bunlar arasında çağdaş düşünürlerden Faslı Prof. Dr. Taha Abdurrahman, Risâle-i Nur'un düşünce dünyasında yaptığı büyük devrimden söz ederken, onun diğer yönleri­nin yanında bu yönünün de kayda değer olduğuna dikkat çekmektedir:

    Alman filozofu Kant ve takipçileri, her şeyin merkezine aklı aldılar ve sadece aklın ürünü olan hususlara itibar ettiler. Hattâ bu hususta öyle ileri gittiler ki, İncil ve Kur'ân gibi semavî kitapları ve temsil ettikleri dinleri de aklın etrafında dönen diğer eşya arası­na katarak, aklı sistem içinde onlara bir tanım getirdiler. Yani, tıpkı eski insanların dün­yayı sabit sanıp güneşin de onun etrafında döndüğünü tevehhüm ettikleri gibi, aklı sabit kabul ederek semavi kitap ve dinleri onun etrafında gezdirdiler.

    'İşte Bediüzzaman, Risâle-i Nur’la düşünce dünyasındaki bu gidişatı olması gereken mecraya çevirdi—tıpkı ilim dünyasında Kopernik'in yaptığı gibi. Nasıl ki Kopernik, 'Dünyanın sabit, güneşin onun etrafında döndüğü şeklindeki eski görüşü ortadan kaldı­rıp; onun yerine, güneşin sabit, dünyanın hem kendi etrafında, hem güneşin etrafında döndüğünü* ispat etti; Bediüzzaman da Risâle-i Nur'la düşünce dünyasında buna benzer bir inkılap gerçekleştirdi: 'insanın düşünce dünyası sabit olamaz, her şeyi kendi etrafın­da döndürmeye gücü yetemez. Asıl sabit olan ve merkezde bulunan vahiy güneşidir. İn­sanın düşünce dünyası hem kendi ekseni etrafında döner, hem de vahiy güneşinin etra­fında döner' diyerek insan düşüncesinin olması gereken asıl yerini tespit etmiş, aklı yal­nızlık ve karanlıktan kurtararak aydınlatmış ve rahatlatmıştır."

    Ayrıca Risâle-i Nur, bir Kur'ân tefsiri olması itibariyle, aklın yanı sıra, kalb, ruh ve di­ğer bütün duygulara da hitap etmektedir. Ahlâkın bütün boyutlarına ışık tutmakta ve bir çok sosyal probleme çözümler sunmaktadır. Ancak onun bu ve bunun gibi daha bir çok meziyetini en iyi şekilde anlamanın yolu her halde onu açıp bizatihi okumak ve yaşamakla olur.

    Risale-i Nur, Bediüzzaman Said Nursi’nin yazdığı bir Kur’an tefsiridir. Müellif, Kur’an-ı Kerimi baştan sona tefsir etmek niyetiyle önce İşaratu’l-İ’caz isimli eseri yazmıştır. Bu eser, Fatiha suresini ve Bakara suresinin ilk otuz üç ayetini sırayla tefsir etmektedir. Arapça olarak telif olunan bu eser, Kur'an'ın nazmındaki mucizeliği göstermede bir şaheserdir.

    Müellif, Kur'an'ın tamamını bu minval üzere altmış - yetmiş cilt olarak tefsir etmeyi düşünürken, gelişen olaylar zinciri onu Türkçe bir Kur’an tefsiri yazmaya sevk eder. Sürgüne gönderildiği Barla, Kastamonu ve Emirdağ’da, ayrıca Eskişehir, Denizli ve Afyon hapishanelerinde yirmi üç yıl boyunca tefsirini yazmaya devam eder.

    Risale-i Nur, Kur'an'ın baştan sona tüm ayetlerini değil, özellikle imana ve hakikate taalluk eden bin civarında ayetini açıklar. Açıklanan bu ayetlerin ışığında, diğer ayetleri de yorumlayabilecek muazzam bir altyapı kazandırır.

    Risale-i Nur'da ele alınan ayetler, genelde din düşmanları tarafından tenkit konusu yapılmış ayetlerdir. Risale-i Nur, onların tenkit ettikleri noktalarda i’caz parıltıları olduğunu, aklı başında olanlara izah ve ispat eder. Nitekim, onun izahları sonucu olarak, nice din düşmanı ikna olmuş, İslam’a girmiş, ikna olmayanlar ise en azından ilzam olarak sesini kesmek zorunda kalmıştır.

    Risale-i Nur'da, söz gelimi “Namaz nasıl kılınır? Farzları ve sünnetleri nelerdir?” gibi konulara girilmez. Ama, “Namaz niçin kılınır? Niçin belli vakitlerde eda edilir?” türünden soruların cevabı gayet delilli bir şekilde ele alınır. Onu okuyan biri, namaz kılma konusunda ikna olunca, nasıl kılınacağını fıkıh kitaplarından öğrenir.

    Evet, Risale-i Nur,

    • Kur’ânın parlak, mânevî bir i’câzı,
    • Kur'ân denizinden bir damla,
    • O güneşin bir ışığı,
    • O hakikat ilminin kaynağından mülhem ve feyzinden gelen mânevî bir tercümesi,
    • Kur’ân'ın kudsi hazinesinin sandukçaları,
    • Kur’ân'ın kudsi eczanesinden birer reçete,
    • Şu zamanın yaralarına en münasip bir ilâç, bir merhem,
    • Zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en faydalı bir nur,
    • Dalalet vadilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber,
    • Kur’ânî hakikatlere birer anahtar,
    • O hakikatleri inkâr etmeye çalışanların başlarına inen birer elmas kılıç,
    • Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan'ın nurani caddesinde birer elektrik lambası,
    • Kur’ân nurlarının tercümanı,
    • Kur’ân'ın mânevî i’câzından çıkan hiç kopmaz sağlam bir kulp,
    • Karanlıklardan aydınlığa çıkaracak nurani bir vesile,
    • Kur’ân'ın hakiki bir tefsiri,
    • Hakikatının bir tercümanı,
    • Meselelerinin bir bürhanıdır.

    Risale-i Nur Külliyatı, bütün insanlığa son derece faydalı manalar ve mesajlar ihtiva eder. Hangi din veya mezhebe, hangi meslek veya meşrebe mensup olursa olsun herkesin bu ilimler hazinesinden yararlanmak en tabii hakkıdır...
  • Merhabalar efenim

    Tarik Tufan incelemesi ve kitabından alıntılar okuduktan sonra karar verdim bu yazıyı yazmaya

    Öncelikle bu değerli yazar kadar yazabilir miyim, sanmam.

    Sonuçta fikirleri edebi olarak ifade etmeyi kabiliyet olarak görüyorum ve kabiliyet ne kadarda olsa, uygun ortam ve çalisma ile ancak kendi zirvesine çıkar. Yani potansiyel ne kadar ise kinetik o kadar olur da diyebiliriz.

    Ancak daha önemli şeylerden bahsedeceğim.

    Denemeleri/fikirleri/hayata bakış açısını "tutulmuş balıklara" benzetirsek, bunları ortaya çıkaran genel duruş ve öğretiye "balık tutmayı öğrenmek" diyebiliriz.

    Evet inandığım, gördüğüm ve tasdik ettiğim şu ki, alemlerin ötesinden en şerefli meleğin eliyle en şerefli insana/yaratılmışa, dünyanın halifelerine/insanlara tebliğ/duyurulmak/ogretilmek için gönderilmiş Kuran bu konuda hayatta suyun önemi ne ise o kadar önemli bir dayanak/kaynak olarak karşımıza çıkıyor.

    Evet Kuran, tefekkür edilerek sabırla okumaya devam edildiginde kendini size açar ve verdiğiniz değer/ilgi derecesinde hayatın genelinin ve ozelinin sırlarını size açan bir kitap.

    İşte o zaman karşınızda çıkan/çıkacak olan durum, olay, insan, ilişki nedir, nasıl anlamak lazım, ne tepki vermeli gibi şeyleri çok iyi bir ustanın kolaylıkla eserini ortaya koyması gibi halledebilirsiniz.


    Ama sabır ve tefekkür ister, devamlılık ister, acele olmaz,

    Önce satır arası mealli kuran almakla, bi taraftan hamdi yazırın mealine bakmakla, kafaya takılan yerleri arastirmakla yolculuk başlar,

    6 ay geçer ilk hatim, sonra bir bakmışsınız 2 yıl geçmiş, artık kelimeleri biliyorsunuz, cümle yapısını, bağlaçlari bunların özelliklerini.

    Evet zora talip olanlar, kuranı bitmez, harika bir güzel koku kaynağı olarak kullanmak isteyenler. Sabırla, azda olsa devamlı olmakla bunu yakalarlar.

    Bu süreçte çok sürprizlerle karşılaşacağınıza eminim örneğin, ne yapmaya karar veremediğiniz bir konu kafanızda iken farkında olmadan kaldığınız yerden Kuran okumaya devam ettiginizde birden Kur'anın sizinle konuştuğunu, yol gösterdiğini göreceksiniz ve bu iltifat karşısında hayret ve şükür hislerinizi coşacak. Bir seferlik değil Kur'ana karşı samimi olduğunuz her zaman bunlara şahit olacaksınız.

    Başka bir gün sevdiğiniz bir insan içeri girerken hoş bir kelime veya cümle okuduğunuzu fark edip adeta kurandan onay alacaksınız.

    Güzel insanlar belkide tarihimizde hiç olmadığı kadar Kuran i okumak ve anlamak için kaynaklara kolaylıkla, doğrudan ulaşma imkanı var. Öyle ki belki geçen asrın önemli bir aliminin 2/3 ayda öğrenebilecegi bir konu /kaynak 10 dk öğrenilebilir.

    İsteyen inanır dener. İstemeyen inanmaz yoluna devam eder.
    Kimi de inanır ama ahhh o tembellik.

    Bu yolculuğa çıkmak isteyenlere zaman kazanmaları, işlerinin kolaylasmasi adına şunları tavsiye ederim.

    1-arastirdigim satırarası kelime mealli kuranlar arasında en iyi gördüğüm hayrat neşriyat tarafından çıkarılan Kur'an i almakla başlayabiliriz.

    2-üstad Bediuzzaman'in Kur'anın ilk 25 ayetini tefsir ettiği, Kur'anın inceliklerini ve okurken nasıl mana çıkarıldığını anlatan harika eseri işarat-ül İ'caz isimli eseri, kısa (200 sayfa kadar), zor bir eser okumak, hatta bir kaç kez okumak, acelemiz yok, yavaş yavaş, profil bilgilerimde link verdiğim apk gayet başarılı ve bu kitapta orda var. Osmanlıca kelime üzerinde tıklayınca anlamı geliyor vb birçok faydalı özellik mevcut. Apk her hangi bir izin istemiyor, reklam yok, marjinal bir grup vb tarafından konulmuş değil, yorumlara bakarsınız zaten.

    3-internetten Kuran arapcasi ile ilgili araştırma yapmak, bu konuda kaynak ve kalite baya artmış durumda, yeterki istekli olalım,

    4-hamdi yazırın tefsiri, risalei nur kitapları gibi maddi ve manevi tefsir kitaplarına bakılabilir ki bunlarda İnt bolca mevcut, ayeti yazdığınızda onun yaklaşık 20 farklı kişiden meali, isterseniz farklı farklı bir çok tefsiri çıkıyor. Hızlıca almak istediğinizi alabiliyorsunuz.

    5-kalemle okumanızı, Arapça kısmin bulunduğu çerçeve içi değil ama çerçevenin dışına, notlar, kelimeler, aklınıza getirdiği manalar yazılabilir.


    6-en önemlisi pes etmeyip, günlük (veya belirlenen period ne ise) 15/20 dk verseniz 1/2 yıla çok iyi bir seviye yakalanır ve Kur'anın kimlerin elinde ne hale geldiğine içiniz parçalanır.

    Kaldıki o seviyeye gelmeden bile her seviyede Kur'andan istifade edilir.

    Ayrıca bu şekilde, imamı Şafi, Üstad Bediuzzaman ve bir çok büyük alimin ortak görüşü olan din hususlarında günlük düzenli, azda olsa devamlı okumaları yapmış olursunuz. Allah CC, ahiret inancı bayatlamaz. İmanımız günden güne tekamül eder. Özellikle her gün bir çok inanç asinmasina maruz kaldığımız, İslami kötü/yanlış temsil edenlerin bol olduğu bir dönemde.

    Mevlananin bahsettiği pergelin bir ayağının sabit kalması için Kur'an olmasa bile bu tür ehli sünnet alimlerinin kitapları düzenli okunmalıdır, imamı Şafi sayfa numarası bile vermiş, günlük 11 sayfa demiş, Üstad 3,5 sayfada olsa risale okuyun hiç olmadı yüzüne bakın kapatın demiş. Yine üstad Bediuzzaman risalelerin günlük, anlayarak, 1 yıl boyunca okuyan kimsenin zamanının alimleri arasına gireceği müjdesini vermiş.

    Allah CC işlerinizi kolaylastirip nasip etmesi duasıyla selametle kalın efenim.
  • Fakat Risale-i Nur manevî bir tefsir-i Kur'anî olduğu için dedi: Bu zamanda bana daha lüzum var.
    Emirdağ-2 - 85