Gazâlî, İhya’da geçmişe özlem duymanın özüne dair çok derin bir temasta bulunarak bu durumun iki büyük risk taşıdığını belirtir.
İnsan geçmişe gereğinden fazla döndüğünde, kalp yavaş yavaş bugünü kaybetmeye başlar. Ve bunun ardından iki büyük çöküş doğar:
İlki; Rıza zayıflar.
İnsan fark etmeden sürekli şunu düşünmeye başlar:
“En güzel günler geride kaldı.”
“Hayat aslında o zaman güzeldi.”
“Her şeyimi geçmişte bıraktım.”
Bu düşünce masum görünür; ama içinde kaderin bugünkü hikmetine karşı sessiz bir itiraz taşır.
İkincisi ise daha tehlikelidir: İrade zayıflar.
Çünkü sürekli geçmişte yaşayan insan,
bugünün sorumluluğunu taşıyamaz hâle gelir.
Yapması gerekenleri erteler, değişme gücünü kaybeder, gelecek için hayır üretecek enerjiyi yitirir.
Gazâlî bu hâli, “İnsanın geçmişi zihninde tekrar tekrar kurarak kendisini oyalaması” şeklinde anlatır. Ve bunu yalnızca bir duygu değil, nefsin ince bir oyunu olarak görür.