İbrahim Hakkı'nın Tesellisi:
Açılır bahtımız bir gün / Böyle battıkça batmaz ya, / Sebepler halk eder Hâlik / Kerem bâbın kapatmaz ya / Benim Hakka münâcâtım / Değildir rızk için haşa! / Hüdâ Rezzak-ı âlemdir / Rızıksız kul yaratmaz ya...
2.kitapla kendimi tekrardan teselli patikasında yürür buldum.
Bu patika çok renkli, çiçekli...
Tanıdık bir çok simanın refakatiyle gönle ışık huzmesi düşüren cinsten.
İnsan olmanın getirdiği gereksinimlerden olarak bir teselliye her zaman ihtiyaç duyuyoruz.
Refakatçilerimiz her ne kadar yüce insanlar olsa dahi en nihayetinde insani yönleri bir yerde tezahür ediyor değil mi?
Ufkumuzun darlığıyla onları bulutların üstüne oturtup erişilmez hale getirmek ihtimaldir ki onlardan alacağımız feyzi noksan hale getiriyor.
Onlarda kendileriyle, hayatla savaş verdi cebelleşti. Bu yüzdendir ki şimdi sığındıkları tesellileri bizim hayatımıza da nur saçıyor.
"Hak yolunun erleri, bela okuna nişangâh oldukları için bulundukları makamlara varmışlardır."
Tevekkülle, sabırla, şükürle ilmek ilmek dokunmuş hayatların semeresini toplamak bize de nasip oluyor bu noktada.
"Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez."
Bu renkli yolculukta insan tabiatında büyük boşluk oluşturan noksanlığı hedef alan bir başlık var: Kuranı Kerim'den Musibet Dersleri.
Bunu yerinde yapabilseydik hayatın karşısında daha sarsılmaz duracağımız muhakkak. Hep musibetlere olan tavrımız duruşumuz değil mi bizi takatten düşüren?
"Gelecekle ilgili endişe, aslında imanın özüne ters bir endişedir. Çünkü iman, güven demektir."
Musibetlere karşı duruş imanla olur.
Her şeyin Allah'ın takdiriyle olduğunu bilmek müslümana tarifsiz bir teslimiyet dayatır. Bu dayanak her şeyin altından kalkması için ona yeter diyor eser bize:
"İmanı acılarından büyük olan kişi feraha erecektir."
Bize