“İnsanlar ölmek için doğuyorlar, yıkılması için inşa ediyorlar, geçici olana tutkuyla sarılıp kalıcı olanı fırlatıp atıyorlar. Ah, insanların hoşlanmadığı iki şey aslında ne güzeldir: Ölüm ve yoksulluk!”
Tebük Savaşı’ndan önce dört bin gümüş dirhemle huzura çıkmış, Hz. Peygamber’in, “Ev halkına ne bıraktın?” sorusunu, “Allah ve Resûlünü!” diyerek cevaplamıştı.
Arifler, “Edebin, ekmekteki un, ibadetinse ekmekteki tuz gibi olsun” demişler. İbadeti yerine getirmekle yetinmek değil, ibadeti, ondan daha yoğun ve çok olan bir edebin içinde eritmek anlamına gelir bu.