Rana

Rana
Ben tutmuşum bir çiçeğin kalbini öpüyorum...
Puan vermedi·60 syf.··
2021 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2021 20:21
Okumaya başlamadan önce bazı kitapların kapaklarını açıp açıp kapatan bir ben değilimdir umarım.. Başlangıçta duyduğum heyecan, sayfalar azaldıkça yerini bir miktar hüzne bıraksa da bu kitabı okuduğum için çok mutlu olduğumu söylemeliyim. Yazara ayrı, kalemine ayrı saygı duyuyorum ki iyi ki tanıdım, iyi ki okudum! Niçin şiir okuruz? İsmet Özel'in de dediği gibi, herhalde yokluğunu hissettiğimiz bir şeyleri tamamlamak için. İçinizde bir yerde acı verici bir boşluk olduğunda veya tanımlayamadığınız hisler sizden taşmak üzere olduğunda ne yaparsınız? Sığ hislerden bunalmış bir vaziyette tekrar bir insanla mı konuşursunuz? Eminim bir kitap alıp okumak çok daha iyi gelecektir. Hem de Bir Sancının PanoramasıBir Sancının Panoraması çok çok daha iyi gelecektir :) Yazarı bu uygulamada kendi şiirlerini seslendirirken tanıdım. Kendisinin de söylediği gibi insanın kendi şiirlerini okuması garip bir duygu, biz okurlar için de direk yazarın yorumlamasını dinlemek garip bir duygu.. Çok sevdiğim "Mina"şiirini de ilk defa kendisinden dinlemek güzel bir histi doğrusu. (Tanışma videosunu bile birkaç kere seyrettiğimi hatırlıyorum, samimiyet böyle bir şey! m.youtube.com/watch?v=XTX_J62...) Zaman zaman bu yoğun şiirleri buğulu gözlerim yüzünden okuyamadım. Tarih boyunca katledilen çocuklar, genç yüreklerin insanlık adına verdiği mücadeleler... İsrail buldozerinin önünde Filistinli çocuklar için can veren Rachel...limon ağaçlarının altına gömdüğümüz acılar, en ihtiyacımız olduğu anda umudunu bize sunan gürbüz çocuk... kalbinden öptüğüm çiçekler... sadece afilli konuşmayı bilen doktor...nereye gittiğini bilmediğim yığınla insan...görgüsüz bir ev sahibi; hayat...ve kahrolası yalnızlığın bıraktığı acı bir tat... Bu sözcüklerin ve şiirlerin hepsi birbirinden güzel, her
1000Kitap
Bir Sancının PanoramasıFurkan Güreci · İzan Yayıncılık · 202173 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sözü yasaklamalı Ömür Hanım yasaklamalı...
9/10
·200 syf.··
2021 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2021 15:36
Bazı kişisel gelişim kitaplarını her ne kadar gözlerimi devirerek bitirsem de iflah olmayacağımı biliyorum. Okumaya ve dalga geçmeye devam edeceğim. "Fakirler için zengin olmanın 10 yolu" ya da "Salaklar için başarılı olmanın altın kuralları" başlıklarıyla heyecanlandıran ve "Potansiyelinizin farkına varın, her şeyleri yapabileceksiniz aslanlarım!"tarzı pompalayıcı cümlelerle özgüven patlatan kitapları başucu kitabı yaptığımı zaten tahmin etmişsinizdir. Eminim çoğu kişinin kağıt israfına neden olduğunu düşündüğü kitaplar vardır, ve ben de bunları linçlemekten keyif aldığımı söylemek isterim vesselam. Şimdi bunları neden söylüyorum? Yazarın farklı olduğunu düşünüyorum. Ahmet Şerif İzgören'i videolarıyla tanıdım, seminerlerinden birtakım kesitlerdi bu videolar. Samimiyeti, tarzı çok dikkatimi çekmişti. Seyrettiyseniz fark etmişsinizdir, anlattığı şeylerle bir taraftan güldürür diğer taraftan duygulandırır. Sonrasında ise düşünmeye sevk eder uzun süre. Seminerlerindeki kahkalar da bu işin ayrı bir güzelliği. İyi hissetmeye ihtiyacımızın olduğu şu günlerde faydalı olacağını düşünüyorum. Mutlaka bakmalısınız! Şimdi kitabımıza geçelim. Bir zamanlar beden dilinin ve iyi bir gözlemci olup bunu yorumlamanın kutsal olduğunu düşünüyordum . Bir tür müneccimlikti sanki :D Adam bakıyor, şak şak anlatıyor; burda bunu ima ediyor, şurda şunu gizliyor, aslında şu an hiç rahat değil içinden sövüyor... vb. Abarttığım kadar olmasa da çok önemli olduğunun farkındayım şimdi.Yazara göre beden dili, üzerine eğitim alınması gereken önemli bir konu. Avrupa'da iş adamlarını, politikacıları bırakın öğrenciler bile beden dili üzerine ders alıyor. Ancak ülkemizde bu konuda bilgisi olmayan, üst mevkilerde insanlar var. Öyle ki kitaptaki fotoğraflarda sırf rencide etmiş olmayalım diye yüzü
1000Kitap
Dikkat Vücudunuz KonuşuyorAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20254,617 okunma
Ve Yargılanır Adaleti İsterken
10/10
·152 syf.··
2020 112. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2020 21:58
"Ahmet Altan bu kitapta yer alan dört yazısı için açılan dört davada toplam 24 yıl hapis istemiyle yargılanmış ve beraat etmiştir." Asıl mesele düşünmek ya da düşünmemek değil, düşüncelerini söylemek ya da söylememektir. Çünkü kafanız ne ölçüde suçlu, bunu ortaya çıkarmış olursunuz.  Üzerinizde birkaç inceleme ve tahlil yapılır, sonra da şakağınıza yumurta fırlatılacak mı fırlatılmayacak mı buna karar verilir. Eğer Ahmet Altan gibi edebiyatın hızlı koşucularındansanız şanslısınız demektir, olay yerinden nano saniyeler eşliğinde ayrılabilirsiniz. Aksi takdirde de hızlı koşmanın nasıl bir ihtiyaç olduğunu öğrenmiş olursunuz, çok da şey değil yani. Düşüncelerden niçin bu kadar korkuluyor, gerçeklerin "gerçekler" olarak sunulması kötü bir şey mi, şarkı söyleyenin; kürtçe şarkı söyleyenin hainlikle ne alakası var, faili meçhul cinayetler aydınlığa kavuşturulmamalı mı?... sorular, sorular ve sorular ... ve biri daha  : TÜRKİYE YAZARLARINI HAPSE ATMAKLA MI ÖVÜNECEK? Victor Hugo' mezarında kiminle arkadaştır bilir misiniz, Emile Zola ile. Kocaman bir edebiyat dünyasının içinde; Balzac, Flaubert, Proust, Racine ve daha nicelerinin içinde Emile Zola ile arkadaştır sadece. Peki neden?  Neden sadece Emile Zola? Nasıl bir konumdaydı ki önünde saygıyla eğiliyor? Devlet çıkarları ve gerçek arasında bir seçim yaptığı için.Tüm Fransa karşısında bir yahudiyi savunduğu için. Gerçeği haykırdığı için. Ölüm pahasına da olsa suçluları suçladığı için. Evet yine ödenen bir bedel var, hep olduğu gibi... Milyonlara ne acılar, ne sevinçler, ne umutlar bağışlayan Ahmet Kaya' yı  "Kürtçe şarkı söyleyeceğim," dediği için sürgüne yolladık. Yağmurlarını bile bilmediği bir ülkeye bir mahkum ettik. Kimseyi öldürmemesine rağmen gencecik yaşında Deniz Gezmiş'i darağacına yolladık. Akılsızlığı apaçık
1000Kitap
Ve Kırar Göğsüne BastırırkenAhmet Altan · Everest Yayınları · 2013736 okunma
Nâzım yok artık, ama onun sürdürdüğü mücadele bitmedi...
10/10
·460 syf.··
Beğendi
·
2020 96. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2020 10:03
İnsan bir kitabı gözleri dolarak, bazen kendi kendine gülerek bazen de iç sesini dışa vurarak okuyunca çevresindekiler tarafından farklı bir nitelemeye tâbi tutuluyor.  Bu süre zarfında duygularım sanki benimle dalga geçiyordu, hüzünlü hiçbir satırı olmamasına rağmen bana ağır gelen o kadar fazla bölüm  vardı ki daha fazla devam edemeyeceğimi zannettim. Sevdiğiniz bir insanın yaşamı söz konusu olunca en küçük ayrıntılar insanı  fazlasıyla heyecanlandırıyor, hâttâ sıradan bir olay karşısında verdiği tepkiyi görünce o sıradan olay bile değerli oluyor... Açıkçası kitabı nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Bir aşk ya da bir hayat kitaba sığmıyor tek bildiğim bu :) Nazım Hikmet Piraye ile evli olduğu zamanlar siyasi nedenlerden dolayı Rusya'ya gider ve kendi deyimiyle  babası yaşında olarak Vera' ya tutulur. Sonraki zamanlar ise Piraye hakkında, çocuğumun annesi canıım, diyerek bilgi verir. Vera ise  zaten evli , çocuklu bir kadındır. Ancak onların sevgisi  insanların onayını almaya ihtiyaç duymaz. "Herhalde baban olmamı isterdin, değil mi? Zaten yakışanı da bu olurdu!"  Vera, Nazım Hikmet  öldükten sonra onunla  geceler boyu sohbet etmiş . Her zaman onu duyduğuna inanarak, verdiği cevapları dikkatle  dinleyerek.  Sohbetlerden geriye kalan bin sayfa ve onu bildiğim kadarıyla Nâzım kaldı, diyor Vera. Bu kitaptaki söyleşiler de o bin sayfadan seçmeler zaten. Nazım Hikmet'e dair okuduğum en iyi kitap bu oldu. Bahtiyar ol Nazım ! İstediğim kadar biyografi/inceleme okuyayım bana Nâzım'ın nasıl baklava yediğini söyleyebilir mi? Sabahları nasıl gazete okuduğunu, Vera'ya nasıl kahvaltı hazırladığını... Ya da Neruda gibi dünyaca ünlü isimlerle arasındaki samimiyeti?  Vera, nasıl da anlatmışsın sen öyle. Beden dili, kıyafetleri, bazen lanet okuyuşu bazen de yorgunluğu... Her şeyiyle
Edebiyat
Bahtiyar Ol NazımVera Tulyakova Hikmet · Yapı Kredi Yayınları · 2008113 okunma
Testosteronun gücü adına!
10/10
·224 syf.··
2020 91. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Eylül 2020 18:38
Böyle kitapları seviyorum işte, nasıl kitapları biliyor musunuz; bitirdiğimde içime sığmayan kitapları. Sevgili harika Serkan hocamızın okuduğum 3.kitabıydı. Ve diğerlerinden çok daha bilgilendirici olmakla beraber eğlenceliydi. Stand-up çıların kullandığı dil ile bilimi birleştirin, ortaya farklı bir şeyler çıktığını göreceksiniz. Günümüze şöyle bir baktığımızda, kadın ve erkek  arasındaki farklılığın toplumdaki sonuçlarını çok net görebiliriz. İlk olarak bunu konu alan sayısız kitap, makale, film, şarkı vardır. Üstelik günlük hayatımızda belirgin şekilde kendini gösteren durumlar da mevcuttur : "Hilmi, neden beni dinlemiyorsun??" "Benimle sesini yükselterek konuşma Samet! " "Kadınlar günde 250.000 kelime konuşur." "Kadınları tatmin etmek imkânsız abi." "Beni hiç anlamıyorsun." Bu tür cümleleri sevgilisinden/ eşinden duymayan kimse yok gibidir. Peki neden diye soralım, birçoğumuz yine diyecek ki, çünkü o kadın, çünkü o erkek. Ama nereden biliyorsunuz belki karşınızdaki dişi beyinli bir erkek? :D 'Beyin cinsiyeti' kavramına gelirsek önceden böyle bir durum yoktu. Beyin, kadın mı erkek mi diye sorgulanacak imkân da yoktu. Çünkü savaşlardan ve fransız ihtilalinden sonra meydan kafası kopmuş, koparılmış erkeklerle doluydu. Bu durum , ironik bir şekilde bilim insanları için muazzam bir fırsat haline geldi ancak beyin kimliksiz kabul edildi. İlerleyen zamanlarda, kadın beyni kavramı ortaya atılınca,  sindire sindire kabul edildi. Serkan Karaismailoğlu'na göre aynı durumlar karşısında kadın ve erkek beyinli kişilerin  verdiği tepkileri ve nedenlerini bildiğimizde sorunlar ortadan kalkabilir ve sağlam iletişimler kurabiliriz. Bu bakış açısıyla yazılan bir kitap okunduğunda bence de yarar sağlanabilir. Ama kesinlikle yazarın düşüncesi 'kadınlara sataşmayın abi, sonra
Edebiyat
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,3bin okunma