“Sen, adı konamayan! Sen, gizli! Sen, korkunç!
Sen, bulutların arkasındaki avcı!
Şimşek bakışlar yağdırmaktasın, sen ey bana
Karanlıklardan kötücül bir alayla bakan göz!”
Herkesi, her şeyi minicik zekamızla kurguladığımız o basit yalanlarla ve manipülasyonlarla elde edeceğimizi/ elde tutabileceğimizi sanıyoruz. Ne basit yaratıklarız..
“Bana s e v g i ver— kim ısıtacak beni bundan sonra?
Kim sevecek beni?
Sıcak eller ver bana,
Yüreğin mangalındaki korları ver,
Bana, yalnızların en yalnızına,
Buzları ver, ah! Düşmanları bile,
Evet, düşmanları bile özlemeyi öğreten
Yedi kat buz ver
Düşmanların en acımasızı,
Bana — k e n d i n i ! ..”