John Steinbeck 1902’de California’da doğdu.
Toprağın diliyle büyüdü. Çatlamış ellerin, suskun yüzlerin dilini öğrendi.
Steinbeck’e olan hayranlığım, onun insanı "uzaktan sevmemesinden" geliyor. O, steril çalışma odalarında oturup kurgusal acılar imal eden bir anlatıcı (yazar) değil; çatlamış ellerin sızısını, suskun yüzlerin ardındaki fırtınayı bizzat o nasırlı elleriyle tutmuş bir dahidir...
Onun satırları arasında gezindiğinizde, burnunuza sadece kağıt kokusu gelmez; ağır ter kokusu, taze kesilmiş saman ve umudun o kekremsi tadı çarpara yüzünüze.
Fareler ve İnsanlar'da George’un çaresizliğini, Gazap Üzümleri'nde Joad ailesinin onurlu direnişini anlatırken, insanlığın ortak yazgısının altını çiziyordu...
Steinbeck'i bırakıp Fareler ve İnsanlar kitabına dönecek olursak..
Steinbeck’in köpeği Max, kitabın ilk el yazması taslağını yemeğe kalkışmış ve büyük bir kısmını parçalamıştır. Steinbeck bu olayı, "Eğitilmesi gereken küçük bir punk olan köpeğim, yaklaşık iki aylık emeğimi konfetiye çevirdi," diyerek anlatmış ve kitabı baştan yazmak zorunda kalmıştır.
Steinbeck bu eseri "oyun-roman" (playable novel) olarak tasarlamıştır. Bu yüzden kitap neredeyse tamamen diyaloglardan oluşur ve betimlemeler bir tiyatro sahnesini andıracak kadar nettir...
Kitabın adı, İskoç şair Robert Burns'ün "Bir Fareye" (To a Mouse) şiirindeki "En iyi planları farelerin ve insanların, sıkça ters gider" mısrasından gelir.
Steinbeck’in kitap için düşündüğü ilk isim "Something That Happened" (Olan Bir Şey) idi. Yazar bu isimle, yaşanan trajedinin kimsenin suçu olmadığını, sadece hayatın akışı içinde gerçekleştiğini vurgulamak istemişti.
Lennie karakteri, Steinbeck'in bir çiftlikte birlikte çalıştığı gerçek bir kişiye dayanır. Gerçek hayattaki bu adam, arkadaşını işten kovan bir çiftlik