GEÇMİŞİNİ UNUTMUŞ, CELLATINA AŞIK OLAN ALEVİLERE HATIRLATMAK GEREK Mİ?
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ALEVİ KATLİAMLARI
Sözlü bir geleneğin kutsal taşıyıcıları, bilimi, ışığı, sevgiyi ibadet olarak bilmiş olan Aleviler, horlanmış, dışlanmış ötekileştirilmiş, katliam, sürgün, diasporada yaşamaya mahkûm edilmiş, ama yine de incinsen de incitme diyen bir sabır ve olgunlukla inançlarından taviz vermeyerek direnmeyi sürdürmüşlerdir. Aleviler, eline, diline, beline desturuyla yarın yanağından gayri her şeyin ortak olduğunu savunmuş, imece usulü üretimi, dayanışmayı bir öğreti olarak benimsemiş, kadim bir geçmişin mirasçıları olarak iyi ve güzeli yaşamlarına uyarlamayı bilmiş bir halktır.
İnsanı merkezine alan, doğayı ve canlıları kutsayan, tekili bütüne bağlayan, varı var eden kadını erkekle eşitleyen, ikiliği kaldırıp her dilde, her renkte 73 milleti eşitleyen bir inançtır Alevilik. Büyüğünü de küçüğünü de ulu gören, cemale niyaz olan, bağlama ile teldeki sese, dildeki söze can veren, mazlumdan yana ser verip sır vermeyen, Hakk'ı, halkı savunan, emeği kutsayan, barışı, kardeşliği, rızalığı içselleştiren, eşitliği, özgürlüğü, sınıfsız, sömürüsüz bir dünyanın özlemini aşkla harmanlayıp gönüllere üfleyen bir öğretidir Alevilik. Cevherde var olan, bitkide can bulan, hayvanda hareket eden, insanda bilince eren bir inançtır Alevilik. Evrimleşen, özünü dara çeken, kâmilleşen bir inancın bireyleridir Aleviler. Alevilik, tek bir milletin, tek bir coğrafyanın, tek bir din ve mezhebin içine sığmayacak kadar büyük ve evrenseldir.
Alevilik; Anadolu ve Mezopotamya halklarının, dinler üstü, ırklar üstü, sosyal hayatta eşitlikçi, paylaşımcı, ortakçı inancıdır. Kolektif inancı, kolektif üretimi, yeniliği savunmakla da, kendini çağının ilerisine taşıyarak sosyalizme ilham kaynağı olmuş bir inançtır.