Kendisini üzen, gönlünü karartan her şey, yaşamının ona nefes aldırmayan tüm kasvetli yükü, çocuğuna karşı duyduğu sevecen tasanın yanında bir hiçe dönüştü, hafifleyip önemini yitirdi ve bu uğursuz gölgenin uzaklaşmasıyla her şey ansızın gözüne aydınlık, daha katlanılır göründü.
"...İnsan karşılaştığı olayları çocukluğunda tüm derinliği ve tazeliğiyle yaşar ancak, yani on üç- on dört yaşına kadar, ondan sonra hazırdan yer, çocukluğundaki yaşantılarla beslenir hep."