Yaşananları bazen olup bittikten sonra daha iyi anlıyoruz. Geçmiş, geleceğe hazırlıkmış da ancak arkamızda bıraktığımızda bilincine varıyormuşuz gibi bir döngü. Hayır, bizi en çok etkileyen şeyleri açıklamakta zorlanıyoruz; çünkü olayları kendimize yontuyoruz.
“Kadın cinayetleri çığ gibi. Eski kocalar, sevgililer neden bunca kadını öldürüyor? Kadınlar çağa uyup gelişerek başka yaşamların da olabileceğini öğreniyor ve toplumun pek önemsediği aile mahremiyeti perdesini yırtıp, kendisini köle sanan ilkel, geri kalmış, dayakçı hatta işkenceci erkeği terk edip gidiyor. “Yeter ki o soysuz başımda olmasın, köpek kulübesinde bile yatarım.” diyor. Bu tip erkekler korkunç. Eşini ya da sevgilisini sonsuza kadar kendi malı olarak görüyor ve başka bir yaşamı olmasın diye öldürüyor.“