"Din, kendi kendine 'Olmak istediğim gibi biri değilim' diyen insanlar için bir çıkış noktası olarak kalmalıdır. Hiçbir zaman kendini beğenmişlerden oluşan bir topluluğun içinde boğulmamalıdır."
Herkese merhaba!
Bugün sizlere Phaedra ile geldim.
Yunan mitolojisini çok seven biri olarak uzun zaman sonra bu kadar keyifle okuduğum kitaplardan biri oldu. Sadece 272 sayfa olmasına rağmen anlattığı konu son derece derin ve etkileyiciydi. En çok da antik çağda yaşanan bazı olayların ve kadınlara yönelik bakış açısının günümüzde hâlâ karşımıza çıkıyor olması beni düşündürdü. Kadınları suçlayan, yargılayan ve susturmaya çalışan zihniyetin yüzyıllar boyunca çok da değişmemiş olduğunu görmek oldukça çarpıcıydı.
Yazarın dili oldukça akıcıydı. Sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine daha da çekildim ve kitabı elimden bırakmak istemedim.
Gelelim konusuna…
Girit Kralı Minos’un kızı olan Phaedra, yarı insan yarı boğa olan kardeşi Minotor’un yıllardır sarayın altında tutsak edildiğini bilerek büyüyor. Ablası Ariadne’nin kaçmasının ardından hayatı tamamen değişiyor ve siyasi bir evlilikle Atina Prensi Theseus’un gelini oluyor.
Atina’ya geldiğinde ise hayal ettiği dünyanın çok dışında bir gerçekle karşılaşıyor. Saray entrikalarla, güç savaşlarıyla ve kadınların susturulduğu bir düzenle çevrilmiş durumda. Phaedra genç yaşında, daha ne olup bittiğini anlayamadan kendisini bu karanlık dünyanın içinde buluyor.
Theseus’un oğlu Hippolytus ile tanıştığında onun hakkında bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyor. Dışarıdan erdemli ve dindar görünen bu adamın aslında ne kadar zalim biri olduğunu görmek beni gerçekten öfkelendirdi. Kitap boyunca boğazlamak istediğim tek karakter kendisiydi.
Phaedra’nın başına gelenlerden sonra hikâye yalnızca onun mücadelesi olmaktan çıkıyor. Bu, susturulmuş tüm kadınların sesi hâline gelen bir mücadeleye dönüşüyor. Phaedra hem kendisi hem de karnındaki bebeği için savaşırken, aynı zamanda suçlunun gerçekten kim olduğunu ortaya çıkarmaya
-demek ki beni seviyorsun, güzeller güzeli Pisicik! Ah, tekrar söyle, bunu bana binlerce defa tekrarla ki, ben daha da kendimden geçeyim ve en iyi roman yazarlarının yarattığı bir aşk kahramanı gibi saçma sapan şeyler söyleyeyim! -