Kitap Zebercet isimli otel sorumlusunun hayatından bahsediyor. Otelde onunla beraber çalışan ve temizlik - yemek yapan bir kadın da var. Zebercet kadının uykusu çok derin olduğu için uykusunda kadına cinsel yakınlaşma gösterir ve yıllar böyle geçip gider. Zebercet otelden başka yurt bilmez. Otelin bir odasında doğmuş, ayda bir berbere, bir kere kârı patrona göndermeye postaneye, bir kere de otele giren çıkanı tuttuğu kağıdı polise bırakmaya gider. Sabah 5te otelin kapısını açar, gece 12de kilitler. Otel gecelik 25 liradır. İlginç misafirleri de olur kimi zaman, karı-kocaymış gibi davranan fahişeler geceyi orada geçirmeye gelirler haftada bir. Bir gün bir kadın gelir, kitabın başında ilk kez gördüğümüz. İsmini bilmeyiz. Keza Zebercet de öyle. Fırsat olmaz ismini yazmaya. Ancak ne iştir ki on senedir çalıştığı o otelde ilk kez bu ismini bile bilmediği, üstelik iki günde oteli terk edecek olan kadına bir şeyler hissetmeye başlar. Geceleri onu görerek rüyalanır. Oteldeki çalışanın yanına, o kadını düşünerek gider. Kapı çalınınca geri geldi diyerek açar.
Ancak kadın geri gelmez. Zebercet perişan haldedir. Oteli kadının geleceği düşüncesiyle daha geç kapatır bazen, gelir diye daha erken açar. Onun kaldığı odayı kimselere vermez. Kadın odada bir havlu unutmuştur. Zebercet o havluyla abaza çeker. Ruhsal olarak iyi değildir. Yaklaşık 10 günün sonunda, oteli kapatıverir. Gelene odalar dolu der, telefonları açmaz. Çalışan kadın sorar "Ağa, madem kimse gelmiyor, ben yarın köye gideyim mi?" Git, der Zebercet. Ama içten içe onun da kendisini bırakıyor olmasını yedirememektedir. O gece Zebercet çalışan kadının yanına gider. Bunca zaman yaptığı şeyi bir daha yapacaktır, ancak bu sefer kadını da uyanık istemektedir. Uyandırır. "Uyandım Ağa!" der kadın, şaşkındır. "Gömleğini çıkar"