Bu seriyi bitireli çok oluyor. O kadar işledi ki bilinçaltıma ne zaman bi' yerde Ömer ismini duysam gülümsüyorum farkında olmadan. Hayatımı fazlasıyla etkileyen bi' kitap.
Geçenlerde birkaç sayfa okuyup uyudum, rüyamda kafamda kurduğum Ömer'i gördüm. Üç gündür etkisinden çıkamıyorum.. Bu kitap resmen her şeyi uç noktasında yaşatan bir kitap. Ağlatacak mı? Boğazın acıyana kadar ağlatıyor. Güldürecek mi? Karnına ağrılar girene kadar güldürüyor. Aşık mı edecek? İliklerine kadar aşık ediyor. Endişelendirip korkutacak mı? Kanının son damlasına kadar endişeleniyorsun. Ve yine aynı şekilde kızabiliyorsun. Kendini Ömer ve Betül'ün hayatının bir parçası gibi hissediyorsun. Seriyi bitirdiğinde boşluğa düşüyorsun. Tekrar tekrar okumak istiyorsun. En azından ben öyleyim..
Ve o kadar isterdim ki böyle hayatımın olmasını..(Eğer yanlış hatırlamıyorsam ikinci kitap ve sonrasından bahsediyorum. Hani şu Betül'ün Hatice teyzelerde kaldığı zamanlar ve sonrası..) Noktasından virgülüne kadar, o kadar isterdim ki.. Ya da en azından Ömer ile karşılaşmayı. Biliyorum gerçek değiller. Ama ne bileyim işte. İnsan bazen keşke diyor, keşke karşıma çıksa da bir kez bile olsa içinde çok anlam barındıran fakat derinlerine bir tek Betül'ün inebildiği yemyeşil gözlerine baksam, sinirlenince çattığı kaşlarıyla nasıl göründüğünü bilsem. Sınırlı sayıdaki gülüşüne rastlasam. Bir kere sarılsam. Betül'ün gözlerine bakmamaya çalışmasına canlı canlı şahit olsam.. Veya beraber çatışmadan kaçsak.. Belki de hayatım boyunca bir daha asla bunun kadar beni etkileyen kitap okumayacağım. O yüzden buraya yazıyorum. Sakın bitirmek için uğraşmayın. Sindire sindire okuyun, sonuna yaklaştıkça kitabı okumak istemiyorsunuz. "Biterse ne yaparım?" düşüncesi tüm bedeninizi ele geçiriyor.. Ve yemin ederim o kadar kötü bir his ki,