...Orası sessizdi, sıcaktı ve en önemlisi dallarıyla gökyüzünü örtmezlerdi. Sırtüstü uzanıp yatar, göğü seyrederdi onların arasında. Önce, gözünü perdeleyen gözyaşlarından pek bir şey görmezdi. Sonra gözyaşları diner ve bulutları seyre dalardı. Neyi görmek isterse gösterirdi bulutlar. Onun mutsuz olduğunu, ah etseler, vah deseler de, kimsenin bulamayacağı bir yerlere kaçıp gitmek, uçup gitmek istediğini bilirlerdi.