Haksız yere suçlanmak zordur, ama hayatlarında bir kitap açıp okumamış veya yaşadıkları yerden yirmi kilometre bile uzaklaşmamış kişilerin sana tepeden bakması daha da zordur.
İnsanlara sorunlarının bir çözümü olduğunu söyleyip -yaşadığın stres hakkında farklı düşün, bir şeyin kalmayacak!- sonra da onları bir kâbusun içine atıyorsunuz. Çalışanlara insülin vermeyip düşünme şekillerini nasıl değiştirecekleri konusunda dersler veriyorsunuz. “Pasta yesinler” diyen Marie Antoinette’in yirmi birinci yüzyıl versiyonu bu: “Ânın içinde olsunlar.”