sıla.

sıla.
@ros_e
"Gidelim. Yaşamanın cevherine. İnsanın olmadığı zamanlara. Dünyanın ötesine. Tanrının varoluşuna. Sadece sese. Kokuya. Renge. Dilin bizden söz almadığı yere. Anlamın yıkıcı olmadığı. Anlamın olmadığı yere."
Sayfa 22·Kitabı okudu
Gidelim. Sadece kendi olma hali. Öteki olma. Var olma. Büyüdüğünü bilmeden büyüme. Acı çekmeden. Acı vermeden. Sevinmeden. Ağlamadan. Akşamın göklere ağdığı, sabahın yerlerden doğduğu yere. Ölümün ölüm olmadığı yere. Zamanın beşiğine. Suların büyük kalbine. Gidelim. Durmadan içine bakmak çok acı. Sen bunalmadın mı...
Biz hepimiz Bir mutsuzluk töreninde Varlığıyla yaralı Birer yeryüzü ağrısıyız.
Gözlerimizde Boğulmuş birer yeraltı fotoğrafı Bir ışıklı kalabalık ağzımızda Boşluğa tanrılar yontuyoruz.

sıla.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·159 syf.·
7 günde okudu
·
2026 21. kitabı
Fyodor Dostoyevski
7/10 · 13,6bin okunma
4 tane bütünlemem varken kitap okumak da ayrı bi zevk veriyo be💅🏼
Öğrenilmesi güç bir şey değilmiş kaybetme sanatı.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Edebiyat
Öğrenilmesi güç bir şey değildir kaybetme sanatı görünürde o kadar çok şey niyetlidir ki kaybedilmeye hiç de bir felaket sayılmaz onların kaybolmaları. Her gün bir şey kaybedin. Kabul edin anahtarları kaybetmenin telaşını, boşuna harcanan saati. Öğrenilmesi güç bir şey değildir kaybetme sanatı. Daha çok, daha çabuk kaybetmeye alıştırın kendinizi, yerleri, isimleri, tasarladığınız yolculuk planlarını, nasılsa bir felaket sayılmaz bunların unutulmaları. Annemin saatini kaybettim. Sonra bak, en son evimi ya da ondan önceki sevdiğim iki evim de gitti. Öğrenilmesi güç bir şey değildir kaybetme sanatı. İki şehir kaybettim, iki güzel şehir. Topraklarım vardı uçsuz bucaksız, iki nehrim, varlığım koca bir kıtaydı. Arıyorum hepsini. Ama bir felaket sayılmaz kaybolmaları. Seni bile (o şakacı sesini, sevdiğim bir davranışını.) Yadsıyacak değilim. İşte apaçık ortada, Öğrenilmesi çok güç bir şey değilmiş kaybetme sanatı her ne kadar (Yaz işte!) bir felaketi andırsa da yaşanması.
Bayılıyorum bu şiire
1 yanıtı göster
Dün gece yine kendimce karaladığım şeylerden birini paylaşmak istedim ve bahsettiğim konuyla ilgili bir fotoğrafımı ekledim.Burası kitap uygulaması kendini gösterme meraklısı (yüzüm gözükmüyordu bile) ergen diye tepkiler aldıktan sonra silmek zorunda kaldım.Benim de aslında burada hiç sevmediğim şeylerden biridir saçma sapan fotoğraflar paylaşmak ama bir anlamı olduğunu düşünerek paylaşmıştım.Bahsettiğim linç yediğim yazıyı da buraya bırakıyorum.Burayı sadece kitap alıntılarım için değil duygularımı ifade etmek için de kullanıyorum çünkü.İnsanların duyguları kimseyi bu kadar rahatsız etmemeli diye düşünüyorum. Geçenlerde paylaştığım fotoğrafın altına bir arkadaşım, 'Sanki bir ağacın gölgesine sığınmış da dünyanın akışını sessizce seyrediyormuşsun gibi,' yazmış. Garip bir şekilde bu cümle, fotoğrafın kendisinden daha çok yer etti aklımda.Gün boyu bu sözü düşündüm. Hayata yetişemediğimden, her şeyin akıp gittiğinden şikayet ettiğim o eski yazılarımı açıp tekrar okudum.#303716980 #298372237 Okudukça bir huzursuzluk çöktü içime. Çünkü ben hayatı sadece kenardan izleyen biri olmak değil, o akışın tam içinde olmak istiyordum. Sanki o gölgede kalarak bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi hissettim.Ama sonra fotoğrafa iyice yakınlaştım. O an aslında gülümsediğimi fark ettim. Belki de mesele hayatın hızına yetişmek değil, o durup izlediğim anın içinde gerçekten var olabilmekti.O küçük gülümseme bana çok şey öğretti.
İnsanlar hayattan o kadar nefret ediyorlar ki birisi ne yapmış hemen onu bozalım kafasındalar. O tür iletilere laf atanlar alıntı paylaşanlara bile laf söylüyorlar emin olun. Burası bazılarımızın günlüğü, çoğu zaman geri dönüp baktığımız. O yüzden tepki gösterenleri kafanıza takmayıp istediğiniz paylaşımı yapmanızı öneririm. İyi okumalar dilerim.🙂
Katılıyorum,gerçekten de dediğiniz gibi:(Teşekkür ederim düşüncenizi paylaştığınız için