“Ayrıca yazmanın aslen bir empati egzersizi olduğu kanaatindeyim. Okumak kendimizi başkasının yerine koymamıza imkân tanır. Edebiyat köprüler kurar; dün yamızı genişletir, küçültmez. Kâr etme meselesine gelince, sizce karanlık sulara dalan her yazar kendini suçlu hissetmeli mi bunun için? Yaratıcı mesleklerde çalışan insanlara yaptıkları iş için para ödenmemeli mi?"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eleştirmenlerimin sırf Asyalılar diye tarih uzmanı olmadıklarını, kan bağının onlara eşsiz bir epistemolojik kavrayış kazandırmadığını, diğer herkesi dışlayan kültürel züppeliklerinin ve otantizm kontrollerinin bekçilikten bir farkı olmadığını, uzun lafın kısası, neden bahsettiklerini bilmediklerini, ağızlarından çıkanı kulaklarının duymadığını anladıkları andaki meyus suratlarını hayal etmekten zevk alıyorum.
Dehşet içinde fark ediyorum ki tek derdi çene çalmak. Onu etkilememe gerek yok. Olduğum hâlimle yeterince etkileyiciyim zaten. Benimle görülmenin peşinde sadece.
Normalde arayacağım ilk kişinin, bu haberi gerçek anlamıyla kavrayabilecek ve adi bir kıskançlık ya da sahte bir destekle tepki vermeyecek tek kişinin Athena olduğunu anlamam bir iki dakikamı alıyor.