Yalnızca eylemin özünden değil, onun mekanik yanından da kopuğuz. Oysa düğmeye basan ve bir şeyleri olduran biziz. Olayları başlatırken, bir şeyleri oldururken, tam bir cehalet içinde hareket ediyoruz aslında: Ne eylemin özünden haberimiz var ne de işleyişinden. Totalitarizm, bu cehaletten de güç alıyor.
Salt düğmeye basmak insana bir başarı, bir tatmin duygusu verir. Kolay elde edilmiş bir başarıdır bu. Kan, ter ve gözyaşı gerektirmeyen bir başarı. Düğmeye, her türlü duygudan arınmış olarak bir basıveriş, hepsi o kadar.
Bir zamanlar ekin biçilir, toplanır, pişirilir ve sonunda ailenin önüne getirilir, yemek yemenin ne olduğunun tam bilincinde olarak dualar okunarak yenirdi. İnsan, besinin nereden geldiğine ve nasıl hazırlandığına ilk elden tanık olmakla kalmaz, aynı zamanda buna şükretmesini de bilirdi.