Söyleyemediklerimiz bir başkasının
dilinden dökülünce ne kadar imrendik, ne kadar sessiz çığlıklar attık. O cümleleri kurabilseydik, konuşabilseydik. Kurulamamış cümlelerin açtığı yaralar nasıl kanamaya başlar o anlarda.
Pişmanlıklar nasıl katlanır katlanır, bir çığ gibi altına alır bizi, yutar kendine katar.
Kendine yer edinememişlerin, bu sancılı
dünyaya sığamamışların, kendini bu ağrılı dünyaya iliştirememiş, yetememişlerin hikâyesi. Belki de bir parça hepimizin hikâyesi.
"Bu kahve sade mi? dedi, "bana biraz
acı geldi de."
"Kasvettendir." dedim.
Bu yazdıklarım da hep kasvetten...