"Hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım." Elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı. "Yemin et."
"Niye ben yemin ediyorum?"
"Sebep sensin de ondan. Yemin et."
"Yemin ediyorum." dedim.
Bundan sonra gözetlemelerimi daha kurnazca yapmaya başladım. Başımı eğik tutuyordum, gözlerim de her an başka yere çevrilmeye hazırdı. Ne var ki Akhilleus benden becerikliydi. Her akşam yemeğinde en az bir defa döner, daha kayıtsızlık maskemi takınamadan beni yakalardı. Bakışlarımızın kesiştiği o saniyeler, o saniyenin yarısı kadar süreler, gün boyunca herhangi bir şey hissettiğim tek anlardı.