Beni çok insanlar cimrileştirmişlerdir. Hayatlarında kimseye kahve ısmarlamak bile istemediklerini bildiğim için böylelerine cıgara ikram etmek bile içimden gelmez. Sonra da yaptığımdan utanırım. Biz insanlar ister istemez, karşılıklı olarak birbirimizi etkiliyoruz.
Azınlık olmak, hatta tek kişilik bir azınlık olmak sizi deli yapmıyordu. Bir yanda doğru vardı, diğer yanda doğru olmayan vardı ve tüm dünyaya karşı gelip doğruya inancını yitirmiyorsan deli değildin.
Önceki savaşların standartlarıyla değerlendirirsek bugünkü savaş düzenbazlıktan ibarettir. Boynuzları birbirlerine zarar veremeyecek açıda olan bazı otçul hayvanlar arasındaki dövüşlere benzer. Fakat gerçekdışı olması anlamsız olduğunu göstermez.
Günümüz dünyası 1914 öncesinde var olan dünyaya kıyasla çorak, köhne bir yerdir; hatta o dönemde yaşayanların hayalini kurduğu gelecekteki dünyaya kıyasla durumu çok daha kötüdür. 20. yüzyıl başında, gelecekte akıl almaz ölçüde zengin, bol bol dinlenen, düzenli ve verimli bir toplum –cam, çelik ve kar beyazı betondan mikrop, ışıltılı bir dünya- olacağı fikri, hemen hemen her okumuş yazmış insanın bilincinin bir parçasıydı. Bilim ve teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyordu ve gayet doğal olarak da ilerlemeye devam edecekleri varsayılıyordu. Kısmen uzun bir savaşlar ve devrimler silsilesinin yarattığı yoksulluk yüzünden, kısmen de katı bir disiplinin hakim olduğu toplumlarda ampirik düşünce alışkanlığı sürdürülemeyeceği için böyle bir ilerleme olmadı. Bir bütün olarak dünya bugün 50 yıl öncekinden daha ilkeldir.
Partinin dünya görüşü, bir bakıma en büyük etkiyi onu anlamaktan aciz olanlar üzerinde yaratıyordu. Gerçekliğin en bariz çarpıtmalarını kabul ediyorlardı, çünkü onlardan talep edilen şeyin devasalığını hiçbir zaman tam anlamıyla kavrayamamışlardı ve kamusal olaylarla neler olduğunu anlayacak kadar ilgilenmiyorlardı. Anlayış kıtlığı yüzünden akılları başlarında kalıyordu. Her şeyi yutuveriyorlardı ve yuttukları onlara zarar vermiyor, tıpkı bir tahıl tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçmesi gibi, ardında kalıntı bırakmıyordu.