rototo199

Karen Horney isimli bir psikiyatristin kitabında okudum, çok değerli bir düstur: *"Bütün bu korkular, çözülmemiş çatışmalardan kaynaklanır. Ama sonunda bir bütünleşme istediğimiz takdirde bunlarla karşı karşıya gelmek zorunda olduğumuz için, bunlar ayrıca kendimizle yüzleşmemize bir engel olarak kalırlar. Söylemek gerekirse bunlar, kurtuluşa ulaşabilmeden önce geçmemiz gereken Araf'tır."* Bu düsturla bakıldığında karşımıza çıkan tüm sorunlar, problemler, engeller aslında onları aşıp daha sağlam ve dengeli bir duruma geçiş için bir imkandır. Onlar verir yani imkanı, böyle bakıldığında, aslında bunlar lütuftur. O yüzden hem kendi içimizdeki hem ilişkilerimizdeki tümsekleri geçtikçe artık yol düzleşir ve kişi bir öncekinden bile daha rahat yürümeye başlar. Bu durumda insan ilişkileri (romantik, arkadaş) önemli bir yer edinir; kişi tek başınayken subjektif düşüncelerinin kurbanı olabilir ve bir hamsterın o yuvarlak şeyde koşması gibi koşturup durur, ama hiç ilerleyemez. İçtenlikle hareket eden iki kişi iletişim kurduğunda ise birbirlerinin bakış açılarını genişletir, kişinin sarmaldan kurtulma imkanı zuhur eder. Özellikle romantik ilişkilerdeki araf, farkındalıkla birleşmiş iletişim ile geçilir.
Reklam
"Dedim: artık bilgiden yana eksiğim yok; Şu dünyanın sırrına ermişim az çok. Derken aklım geldi başıma, bir de baktım: Ömrüm gelip geçmiş, hiçbir şey bildiğim yok."
Bu kadını çok sevdim. Konuştukça anlaşıldığımı hissediyorum ve duygulandırdı beni biraz. Öneririm: Arzu Zengin youtu.be/BS1cyngMYHM?si=... "Hayatımı tamamına erdirecek bir amacım olduğunu düşünmüyorum artık. Yeryüzünde aradığım asıl şeyin mutluluk ya da ebedi huzur olduğuna da inanmıyorum. Çünkü sanırım, geldiğimiz yerde bundan bolca vardı zaten. Bu dünyada mutlu olmaya çalışırken derinlerde aradığımız asıl şey "yaşam deneyimi" olsa gerek. Hayatı envai çeşit yiyeceğin olduğu bir sofra gibi düşünün. Acısı da var tatlısı da, ekşisi de var baharatlısı da, serin ve sulu olanı da var, kuru ve yamanı da. İnsanın amacı bunların herbirinin tadına bakmak, neye benzediğini, nasıl bir tesir bıraktığını, ve en önemlisi bu tesiri kendisinin nasıl karşıladığını deneyimlemek. Hepimiz yaşam deneyimini farklı senaryolar içinde deneyim ediyoruz. Bu sebeple senaryoları hayat amacımız sanıyor, içindekine değil de kabına odaklanıyoruz. Eğer hayat amacınızı arıyorsanız, onunla ancak kendi yaşamızın içinde buluşabilirsiniz."
"Yaşamın ışığı, rutine binmiş hayatlarımız gerisinde her an parlamaktadır. Heyecan verici ve dönüştürücü olan da budur. Bunu aramak, bulmak ve yaşamaktır." Az önce youtube'da keşfettiğim Arzu Zengin isimli bir hanımefendiden duydum. Müthiş.