rototo199

9/10
·212 syf.··
2025 7. kitabı
Dünyayı fark ediş, deneyimleyiş biçimimizi değiştirebilecek cinsten bir kitap. Guenon, modern dünyanın determinist ve materyalist yapısını eleştirip buna "ilke" ismini verdiği bir alternatif sunuyor. Alternatif dediğime bakmayın, yazar "ilke" dediği şeyin zaten geleneksel medeniyetlerin ana unsuru olduğunu, modern batı ile birlikte bunun üstünün örtüldüğünden bahsediyor. Gueonon'a göre modern insan hakikatle bağını koparmıştır, üstelik bu kopuştan rahatsız dahi değildir. Yani hakikatin inkarı bile söz konusu değildir, söz konusu olan şey onun tamamen ilgisiz bırakılmasıdır. Yazarın "pratik maddecilik" kavramı etkileyici.. Modern insan Tanrı'yı inkar etmeyi geçtim, onu düşünmüyor bile. Modern insanın tek derdi pratikte işe yarayacak bilgiyi elde etmekten ibaret. Ayrıca Guenon'un tek hedefi bilimsel pozitivizm değil. Günümüzdeki şekilsiz mistisizmi de eleştiriyor. Bugünün popüler spiritüel akımlarının derdi de hakikat değil, yalnızca iyi hissettirmeyi hedefliyorlar. Mesele psikolojik tatmin sunmaktan ibaret ve modern “maneviyat” da bireyci ve faydacı bir kopyadan ibaret. Artık sadece “yapan” ama “neden yaptığını bilmeyen” bir insan tipi var. Bunun yarattığı boşluğu materyalist yönelimler de modern sözde mistik yönelimler de dolduramıyor. Çünkü mesele yapmak değil, olmak. İlke işte bu "oluş". Guenon'a göre ilke, kümülatif gelişim ile birlikte son halini İslam ve özellikle tasavvuf kültüründe bulmuş. Günümüz dünyasında çarpıklıklardan ve anlamsızlıktan yakınan herkese önereceğim bir kitap. Bence her müslümanın okuması gerekir.
Modern Dünyanın BunalımıRene Guenon · İnsan Yayınları · 2016704 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·260 syf.··
2025 4. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2025 09:49
Okurken aldığım notları paylaşıyorum: "Teosofistlere göre ruh, tıpkı ışık gibi, fiziksel dünyayı aydınlatan ancak ona doğrudan bağlanmayan bir varlıktır. Yani ruh, bireysel bir mülk olarak değil, evrensel ve bölünmez bir varlık olarak ele alınır. Bu görüşe göre ruh, fiziksel bedene tam anlamıyla girmez, yalnızca onu bir ışık gibi gölgeler ve sarar. Bu görüş, doğu mistisizmi, özellikle Hinduizm ile bağdaştırılabilir. Hinduizm'de Atman, bireysel bir varlık değil, Brahman’ın (evrensel ruh) bir yansıması olarak görülür. Upanişadlar, Atman’ın bireysel benlik olmadığını, yalnızca ona gölge gibi yansıyan bir tezahür olduğunu söyler. Atman, benliktir, ancak bu benlik fiziksel beden, zihin veya duygular değildir; aksine, mutlak ve sonsuz bir varlıktır. Upanişadlar’da Atman, “Neti, neti” (bu değil, şu değil) yöntemiyle tanımlanır, yani hiçbir dünyevi kavrama indirgenemez. O, gözlemleyendir ama gözlemlenemez, düşünendir ama düşünülemez. Teosofi’deki Atma kavramı da benzer bir içeriğe sahiptir. Teosofistler, Atma’yı insanın en yüksek ruhsal prensibi olarak görürler ve onun evrensel bir kaynaktan (Brahman) türediğini savunurlar. Brahman ile Atman arasındaki fark ise, Advaita Vedanta’nın temel öğretisine dayanır: "Atman, Brahman ile aynıdır. Ancak deneyim düzeyinde, insanlar Atman’ı bireysel bir ruh gibi algılarlar. Brahman ise tüm evrenin temel kaynağı ve mutlak gerçekliktir. Atman ile Brahman arasındaki ayrım, yalnızca yanılsamadan (Maya) kaynaklanır. Birey aydınlandığında, Atman’ın Brahman’dan ayrı olmadığını fark eder ve ruhsal özgürlüğe ulaşır." "Ruhsal özgürlüğe ulaşmak", kişinin, bireysel bilinci, evrensel bilinçle özdeşleştirmesi ve dünyevi kimliği tamamen aştığı bir durumu ifade eder. Bu birleşme, mistik geleneklerde farklı isimlerle anılır: - Budizm: Nirvana, yani
Teosofinin AnahtarıH. P. Blavatsky · Mitra · 200857 okunma
KARAMAZOVLAR
10/10
·1025 syf.··
2024 10. kitabı
·
68 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 06:46
Okurken o kadar farklı bakış açılarına şahit olacaksınız ki, hak vereceğiniz, eleştireceğiniz, ilgiyle dinleyeceğiniz, sıkılacağınız, güleceğiniz ve ağlayacağınız yerler olacak. "Oh iyi oldu" da diyeceksiniz, "Yapma bunu ya..." da. "Belliydi böyle olacağı." da diyeceksiniz, "Oha nasıl yani?" de. Kitaba başlayalı 2 aydan fazla olmuştu, ama aynı anda 2-3 kitap birden okuduğum için çok yavaş ilerliyordum. Diğer kitaplar bitiyordu, bunda ise anca 1 bölüm bitirip bırakıyordum. Böyle böyle kaplumbağa gibi 300. sayfaya geldikten sonra bir şey oldu, kitap aniden bağımlılık yaptı. Tüm o karakterleri iyice tanıdığın ve bazı şeyleri tahmin etmeye çalışmaya başladığın an kitap seni kapıyor. O an diğer okuduğum her şeyi bıraktım ve Karamazovlara odaklandım. Benim önerim, Dostoyevski'nin bu çok kıymetli kitabını okumaya başlayacaksanız sadece bunu okuyun. Bu kitap, hadi şöyle bi roman okuyayım, kafa dağıtayım denecek bir kitap değil. Kitaptaki karakterler, mistisizmden sosyalizme kadar uzanan müthiş bir derinliğe sahip. Bu kadar derinlik varken okuyucuyu sıkmamak da zaten müthiş bir yetenek. Muhtemelen bir daha böylesi yazılmayacak. Bitmesine çok üzgünüm. Keşke sonsuza dek bitmeseydi ve okusaydım dediğim bir kitap oldu. Herkese iyi okumalar dilerim.
Edebiyat
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
Jung Otobiyografisi
Puan vermedi·308 syf.··
2024 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2024 06:10
Bu kitap bir Gustav Jung otobiyografisi. Jung'un 7 yaşındaki düşüncelerinden ölümüne yakın zamandaki düşüncelerine kadar geniş kapsamlı bir "hayat ve düşünceler" yığını bu kitap. Onun bilinçdışı, arketip, senkronizite kavramlarını ve bu kavramları nasıl keşfedip ortaya çıkardığını, ölüm, aşk, mutsuzluk gibi kavramlar hakkında ne düşündüğünü öğrenebilirsiniz. Dünya gezilerinden elde ettiği tecrübeler de kitapta yer alıyor. Bu benim 2. Jung kitabım oldu ve bu adamı dedem gibi görmeye başladım. Zaten arketiplerden biri de "yaşlı bilge adam" arketipi ve Jung bu arketipe çok uygun bir karakter ortaya koyuyor. Yalnız, materyalist beyinler bu kitabı okurken Jung'a deli muamelesi yapacaktır ki ben bile yaptım. Özellikle bilinçdışı ile olan sohbetleri şizofrenik. Bunu kendisi de farkında ve niçin gerçek hayattan kopup Nietczhe gibi delirmediğini anlatıyor. Bir şey de itiraf ediyim.. Kitabın sonunda ağladım. En son Atatürk'ün kütüphanecisinin kitabında Atatürk'ün ölüm dönemi anlatılırken ağlamıştım. Şimdi de Jung'a ağladım çünkü kitap bitince öldüğünü daha iyi farkına vardım ve günümüzde ondan yararlanamayacak olmak beni üzdü. O sadece bir psikiyatrist değil sanki spiritüel bir guru gibi. Yanında güvende hissedeceğiniz bir karakter. Allah rahmet eylesin
Psikoloji
Anılar, Düşler, DüşüncelerCarl Gustav Jung · Can Yayınları · 20241,457 okunma
Jung ve anlamlı tesadüfler
Puan vermedi·168 syf.··
2024 5. kitabı
Jung, tıp eğitimi almış, bilimsel metoda son derece önem veren ve dogmalardan hoşlanmayan birisi FAKAT aynı zamanda yoğun bir mistik birikime sahip. Jung okuyanlar bilirler, o "kolektif bilinçdışı" kavramının en önemli savunucusudur ve tüm insanlığın ve hatta evrenin ortak bir bilince sahip olduğunu düşünür. Bu bizim farkında olduğumuz bilinçten farklı, daha derinde çalışan bir yapıdır. Jung, bu yapı aracılığıyla bazı "tesadüflerin" gerçekleştiğini savunur. Mesela, akla gelen birinin aniden karşımıza çıkması, rüyada mavi balıklar gördüğümüz gecenin sabahında arkadaşımızın hediye mavi balık getirmesi ya da özdeşleştiğimiz birinin ölümünü -hiç haber alamayacak bir durumda olmamıza rağmen- hissetmemiz. Esasında tüm bunlar, denk gelişlerden ibarettir ve birçoğumuz bu tarz tecrübeler yaşarız. Jung'a göre bunlar "anlamlı denk gelişler"dir ya da onun kullandığı kavramla "senkronize/eşzamanlı"dır ve istatistiksel olarak olması gerektiğinden çok daha sık gerçekleşirler. Jung, bu denk gelişlerin çalışma prensibini, yer çekimi gibi makro fizik kanunlarını açıklarken kullandığımız "nedensellik" ile açıklayamayacağımızı savunur. Nedensellik bu konuda sınıfta kalır ve işin içine metafizik ve kuantum yani mikro fizik girer. Jung, bunun ancak içinde bulunduğumuz zaman-mekanı aşan bir mekanizmayla gerçekleşebileceğini düşünmüş ve bu yüzden "zihnin" bir bölümünün zaman-mekandan bağımsız çalıştığını savunmuştur. Bunu, kitapta değindiği Rhine Deneyleri ile desteklemiş ve ayrıca doğu mistisizmiyle bağdaştırmıştır. Bu kitabı özellikle bu tarz tecrübeler yaşayan ve hayata saf materyalist bakış açısından bakmak istemeyen herkese öneririm.
EşzamanlılıkCarl Gustav Jung · Biblos · 2004132 okunma