rototo199

Anti-semitizmin, daha dogrusu Yahudiler'e yönelik pogromların iki büyük tarihi var; birincisi, Birinci Haçlı Seferi'ydi. Haçlı Seferi, kutsal yerleri ve bu arada Kudüs'ü, Müslümanlar kadar Yahudiler'den de kurtarmayı hedef alıyordu; bu, savaş ve kan dökmek demekti. Haçlılann toplandıklan yerlerde Müslümanlar yoktu ama Yahudiler yaşıyordu, Kutsal Topraklan kurtarmaya oradan başlamada sakınca görmediler. ikincisi ise, Kara Ölüm yıllandır; insanlar bu büyük kırıma bir neden anyorlardı; görece olarak hep zengin Yahudileri bulmakta güçlük çekmediler. Büyük çoğunluk, bu büyük kırımı, Yahudiler'in, Hıristiyanlığı yeryüzünden kazımak için kuyulan zehirlemelerine ve veba mikrobunu yaymalanna bağlıyordu; Tuchman, Yahudi katliamının ilk kez 1 348 ilkbahannda başladığım, Narbonne'da Yahudiler'in evlerinden çıkanlıp yakıldığını kaydetmektedir. Bir yıl sonrasında, Basel'de birkaç yüz Yahudi , evlerinden alınıp nehirdeki küçük bir adada, özel olarak yapılmış ahşap bir eve yığılıyor ve yakılıyordu; bu massacre'lann arkası kesilmemiştir. Demek, büyük salgım incelemekle, XX. Yüzyılda Nazi katliamlannın, pek bilinmeyen ancak aynı ölçüde acımasız ve yaygın uygulamalann, XIV. Yüzyılda da gerçekleşmiş olduğunu tespit edebiliyoruz; bu nedenle, özellikle Yahudi tarihine aşina olanlar için, iki yüzyıl arasında paralellik kurmak zor olmamaktadır. Yalnız, Yahudi tarihinin okunması ilk işaretleri sağlasa da, "Orta Çag'a Dönüş" hipotezini , tek başına katliamlara baglayamayız ve baglamıyoruz
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"ölümü demokratize etmek" yollu bir kavram icat edebilirsek, bunu , vebanın gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz, asilleri, zenginleri, din adamlarını ve piskoposları hiç kayırmadı. Bu sonuncu kategorinin bir kısmı korunuyordu, yalnız yıllardır kendilerini Tanrı'nın seçkin hizmetkarları olarak tanıtmışlardı ve salgını, işlenmiş günahlara karşı Tanrı'nın ilahi bir cezası olarak gösterenler çoğunluktaydı; hastaların yardımına koştuklarında Tanrı'nın bunları koruyacağı ve dolayısıyla vebanın bulaşmayacağını göstermeleri gerekiyordu, dine güven böyle sağlanabilirdi, böyle yaptılar, hepsi öldüler.
İnsan medeniyete kavuşmakla eskisinden daha fazla kan dökücü olmamışsa bile, en azından daha kötü, daha iğrenç bir kan dökücü olduğu kesindir. İnsan, eskiden hak uğruna kan döker, bunun için önüne geleni gönül rahatlığıyla temizlerdi; zamanımızdaysa, kan dökmeyi iğrenç saydığımız halde bu iğrençlikten kendimizi alamıyoruz, hem de eskisinden daha çok. Hangisinin daha kötü olduğuna kendiniz karar verin.
Ömrü boyunca Lafitte şarabından anlamasıyla övünüp duran bir adam tanırdım. Bunu eşsiz bir erdem sayıyor, kendi hakkında en ufak bir şüphe duymuyordu. Ölürken yalnız iç huzuru duymamış, zafer kazanmışların o engin saadetini de tatmıştı ve bunda yerden göğe kadar haklıydı. Öyleyse ben de tembel bir obur olmayı kendime iş diye seçebilirdim; ama öyle sıradan bir tembel obur değil de, şu bütün güzel, yüksek şeylere ilgi duyan tembel oburlardan olurdum. Ne dersiniz? Ben bunu öteden beri hayal etmişimdir. Bu "güzel ve yüksek şeyler" kırk yaşımda bana hayli sıkıntı verdi; yaşım kırkı bulduğu için elbet, halbuki o sıralar, ah, o sıralar bambaşka olabilirdi! O zaman çabucak güzel bir iş de edinirdim: Bütün o güzel, yüksek şeyler şerefine içmek. Kadehime önce bir damla gözyaşı akıtıp, sonra o güzel ve yüksek şeyler şerefine içme fırsatlarını asla kaçırmazdım. Dünyada ne varsa güzellik ve yükseklik açısından görür, pisliği tartışma götürmeyecek en el dokunmaz çirkefte bile güzel ve yüksek taraflar bulurdum. Alabildiğine sulu gözlü olurdum. Diyelim ki bir ressam, Ghe ayarında bir tablo yapmıştır; derhal ressamın sağlığına içerdim, çünkü bütün güzel ve yüksek şeyleri severim. Bir yazar "Nasıl arzu edersiniz?" diye bir makale mi yazdı, hemen "nasıl arzu edersiniz"in şerefine kadeh kaldırırdım, çünkü "güzel ve yüksek" her şeyi severim ben. Bütün bunlara karşılık, bana saygı gösterilmesini ister, saymayanın da yakasını bırakmazdım. Rahat rahat yaşayıp vakarla ölmek, bundan daha enfes ne vardır! Salıvereceğim göbeği, üç kat gerdanımı ve ayyaş burnumu sokakta görenler, "Şu kalantora bakın, amma esaslı herif!" derlerdi. Ne olursa olsun, yaşadığımız şu olumsuz devirde böyle gönül okşayıcı sözler duymak hoştur baylar.
Daha büyük olmak isteyen hiçbir şey görmüyoruz bugün; hep betere, daha betere gidildiğini seziyoruz, daha cılıza, daha iyi huyluya, daha akıllıcaya, daha rahata, daha vasata, daha kayıtsıza, daha Çinliye, daha Hıristiyan'a - insan, kuşkusuz, sürekli "daha iyi" oluyor... Avrupa'nın kara yazgısı da burada işte - insana duyulan korku ile birlikte, ona olan sevgiyi, hürmeti, umudu, ve evet, ona olan istenci de yitirdik. İnsana bakmak yoruyor artık - bugün nihilizm bu değilse başka nedir ki?.. İnsan yorgunuyuz...