Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"...Çocukların açlıktan öldüğünü, kadınların karınlarını doyurmak için haftada altmış saat çalıştıklarını görür. Koca işsizler ordusu belasını ve boş yere harcanan milyarlarca doları, binlerce millik toprağı görür. Savaşın yaklaştığını görür. İnsanların acı çekerken nasıl zalimleştiklerini ve içlerinde bir şeyin öldüğünü görür. Ama asıl gördüğü şey, dünyadaki tüm düzenin yalan üzerine kurulduğudur. Ve bu, parlayan güneş kadar açık olmasına rağmen... bilmeyenler bu yalanla o kadar uzun zamandır yaşamaktadırlar ki, görmezler bunu."
Niçin? Niçin, gerçek aşklarda geride kalan, kendini öldürüp de peşinden gitmiyordu o sevilenin? Yalnızca, yaşayanın öleni gömmesi gerektiği için mi? Bir ölümden sonra yerine getirilmesi gereken belli birtakım törenler olduğu için mi? Geride kalan, bir sahnede bir süre görünüp her an sonsuz bir zamana doğru uzuyormuş ve bir sürü göz kendisini seyrediyormuş gibi olduğu için mi? Ya da kim bilir, arada aşk olunca dul kalanın, sevilen kişinin yeniden dirilmesini beklemesi gerekiyordu - yani gitmiş olan gerçekten ölmüş olmuyordu da büyümeye devam ediyordu, yaşayanın ruhunda ikinci bir yaşam niçin yaratılıyordu? Niçin?
Birden farkına varmıştı babasını tanıdığının. Yalnızdı o, yaşlı bir adamdı. Çocukların hiçbiri, herhangi bir şey için ona gitmediğinden, çok para da kazanmadığından aileden kesilip atılmış, koparılmış hissediyordu kendini. Ve o yalnızlığı içinde çocuklarından birine yakın olmak istiyordu - çocuklarsa o kadar meşguldüler ki, bilmiyorlardı bunu, anlamıyorlardı. Hiç kimseye bir faydası dokunmaz hissediyordu kendini.
Çünkü bazı insanlarda, bütün kişisel şeyler, içinde mayalanıp zehirlemeden önce onlardan vazgeçme yeteneği vardır - onları bir insani varlığa ya da bir düşünceye atarlar. Zorunludurlar buna. Bazı insanların içinde vardır bu - "Bütün İnsanlar Seni Bekliyor" parçası. Belki bunun için -kim bilir- bir Çinli olduğunu söylemişti adam. Ve bir zenci, bir İtalyan, bir Yahudi olduğunu. Ve çok inanıyorsa buna, belki de öyleydi. "Herkesim ve de her şeyim..." demişti.