Ben umrunda değilim, çiçekler umrunda değil, rengarenk akşam göğü umrunda değil. O gitsin mis gibi yağan yağmurdan korunmak için kendine baraka yapsın, olgunlaşmış mı diye karpuzlara güm güm vursun, üzümlerin tadına baksın, ağaçlardaki meyveleri parmağıyla yoklasın. Maldan mülkten başka derdi yok mu bu adamın?
Kaybolmak ve Arayış
Normal İnsanlar dizisine sık sık denk geliyordum ve izledim. İçimde bir boşluğa değdi. Kitabını da aldım ve diziyi unuttuktan sonra okumaya karar verdim. Unuttuğumu düşünüp okumaya başladım ama kitap ile dizi birebir aynıydı diyebilirim bu nedenle her cümle zihnimde diziyi, o atmosferi daha tutkulu canlandırmama sebep oldu. Ülkemizde sevmeyeni çok olmuş bu kitabın. Çeşitli sebepleri var; kimisi fazla cinsellik barındıran bir kitap olarak bulmuş ve eğer "normal insan" dan söz ediyorsak cinsellik ülkemizde lise döneminde pek de yaşanan bir şey değilmiş ve bu nedenle nasıl "normal insanlar" diye düşünebilirmişiz... Enteresan ve yanlış bulduğum bir yaklaşım oldu. Ayrıca detaylı bir cinsel anlatıma sahip değil kitap zaten niye rahatsız etti ya da odaklanılan nokta bu oldu bilemiyorum (ki bu da farklı bir tartışma konusu olur). Yazarın anlatım tarzı pek beğenilmemiş, zaman geçerken çok hızlı atlanmış, daha uzun anlatılabilirmiş, sonu tatmin etmemiş vs.
Bunlar benim odağım olmadı ve katıldığım şeyler de değil.
Marianne ve Connell. Onların lisede başlayıp üniversite yıllarına kadar uzanan sözde ilişkisini anlatıyor. Yıllarca tanıklık ediyoruz bu ilişkiye, iki gencin yetişkin oluşuna. Normalde aşina olduğumuz şey lisede zengin olan çocukların daha popüler ve sevilen tipler olduğudur. Ama Rooney fakir bir çocuğun popüler olduğu, kızların etrafında döndüğü bir erkek karakter yazıyor. Connell fakir bir çocuk ve hatta Marianne'nin annesi için çalışıyor. Marianne ise sınıfsal olarak daha yüksek bir noktada olmasına rağmen lisede sevilmeyen bir ucube. Kitap okuyan, kendi halinde, zeki bir kız olması tabi ki onu lise ortamında ilgi çekici kılacak unsurlar değil. Bir gün Connell ile hikayeleri başlıyor ama Connell bunun gizli kalmasını istiyor. Sonuçta kimsenin
Normal İnsanlarSally Rooney · Can Yayınları · 20199,8bin okunma
Günün bitmesine dakikalar var ve ben derin bir nefes alıp arkama yaslanıyorum. Okuduğum kitabın bitmesine henüz birkaç bölüm daha var sanıyordum, oysa ki biraz önce son bölümün son satırlarını okumuşum. Gerçekten bittiğine kanaat getirdikten sonra ‘‘vay canına’’ diyorum ‘‘ne kitaptı ama’’.
Damızlık Kızın Öyküsü’nü bitirdiğimde kurtulduğumu hissettim. Evet, kimse kafama silah dayayıp zorla okutmamıştı, bitirmek zorunda değildim, böylesine soluksuz okumanın da gereği yoktu. Ama öyle değildi işte, kitap bana oldukça ağır gelmişti fakat bir o kadar da etkisi altına almıştı beni, bitirmeden başından kalkmak olmazdı.
Bir feminist distopya örneği olarak adlandırılır Damızlık Kızın Öyküsü. Feminist kısmını bilemem ama okuduğum en korkunç distopyaydı.
Kitapta anlatılanlara gelecek olursak ABD’de meydana gelen ani bir darbe ile Gilead rejimi yönetimi ele geçirir ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bu değişikliğin en büyük etkileri kuşkusuz kadınlar üzerindedir, artık çalışmalarına, mülk ve servet edinmelerine ve daha bunun gibi bir sürü şeye hakları yoktur. Uzun süren iç ve dış savaşlar, kullanılan kimyasal silahlar, radyasyon ve doğum kontrol yöntemleri sonucu soyları tehlikeye düşen Gilead rejimi bu sorunu çözmek için akıl almaz önlemlere başvurur. Ve bu önlemlerden en çok etkilenecek olan da yine kadınlardır.
Gilead yönetimindeki insanlar sınıflara ayrılmıştır, bu ayrım birçok açıdan belirgin ve kesindir. Erkekler Komutanlar, Muhafızlar, Melekler ve Gözler olarak; kadınlar Eşler, Teyzeler, Marthalar, Damızlıklar ve Fahişeler olarak sınıflandırılmışlardır.
Komutanlar bu sınıflandırmada en üstte yer alan ve en fazla ayrıcalığa sahip olanlardır. Kadınlarda ise bu ayrıcalıklı sınıf Eşler yani komutan karılarıdır, bunlar mavi elbise giyerler ve diğerlerinden bu şekilde