Kitaba verebileceğim en uygun başlık; acı fakat lezzetli.. Okuyunca bana hak vereceğinizi sanıyorum.
Nasıl bir anlatımdır ki, hem akıcılığı ile elinden düşüremiyorsun, hem de o kadar dalıyorsun ki uzaklara, kaldığın yeri unutuyorsun?
Bu durum benim zaman mekan gibi faktörlerimin etkisinden mi diye düşündüm aslında. Ama pek sanmıyorum.
Öyle derin bir ıstırapla okudum ki, devam etseydi ufaktan yara açılacaktı bende de. Sanırım bu nedenle sık sık soluklandım.
Yazarın ruh halinin iyi olmayışı, yazdığı romanı analize daha uygun kılıyor. Kendi içindeki acıları mı sembolleştirdi diye düşünmeden edemedim. Nitekim 1951 yılında yani bu öyküyü yazdıktan 15 sene sonra intihar ederek ölüyor. Bu bilgi kitabı okurken ruhumu daha çok kanattı. Yaşasaydı ve yazsaydı keşke tüm acılarını. Belki acısını anlatamayanların da dermanı olurdu..