Saatleri Ayarlama Enstitüsünden sonra okuduğum ikinci Tanpınar kitabıydı.
Yazmak, yeni bir dünya yaratmak çok zor bir iş gibi geliyor bana bundan dolayı yazarlara çok saygı duyarım. Kendisinin çok iyi bir romancı olduğunu bildiğimden kitabı hürmetle okudum. Çok kaliteli bir eser okuyacağımız garanti zaten.
Kitapta bahsedilen bazı karakterler aynı zamanda Mahur Beste ve Huzur romanlarının ana karakterleriymiş yani bu üç kitap birbiri ile bağlantılı, bir nehir roman.
Eser, Kurtuluş Savaşı yıllarında İstanbul’da geçiyor. Kitabın adında geçen ‘Sahne’ savaşın yaşandığı Anadolu, ‘Dışındakiler’ ise İstanbul halkını kastetmektedir şeklinde bir yorum dinledim. Ben Kitabın ana karakterlerinden biri olan Sabiha’nın tiyatroya olan ilgisi ve Anlatıcı olan Cemal’in hem Sabiha ile olan ilişkisinde hem de hayatta biraz dışarıda kalmış bir karakter olduğunu düşündüğümden dolayı kitabın isminin Sahnenin Dışındakiler olduğunu düşünmüştüm.
Kitapta geçen en sevdiğim kısım şuydu: ‘Hayat insanındı. Fakat insan, Yarabbim insan ne kadar zayıftı. Kime dokunmak istesem, kuru bir dal gibi elimde kalıyordu.’