Gecenin gerçekdışı gölgelerin ardından alışkın olduğumuz gerçek yaşam çıkagelir. Kaldığmız yerden devam etmek zorundayızdır; bıkkınlık verici tektipleşmiş alışkanlıkların sürdürülebilmesi için gerekli çabayı devam ettirme zorunluluğu omuzlarımıza çöker. Bazen de bir sabah gözlerimizi, karanlıkta gönlümüze göre yeniden tasarlanmış bir dünyaya açmak için çılgınca bir istek duyarız; her şeyin yepyeni biçim ve renklere büründüğü, değişip dönüşebilen, sırlarla dolu, geçmişe dair hemen hemen hiçbir iz taşımayan, her tür bilinçli yükümlülükten ve pişmanlıktan azade, sevinçli anıların hüzünlendirip mutlu anıların acı vermediği bir dünya.
"Dorian Gray insanlığın tarih boyunca gelişimine bakınca bir tür kayıp duygusuna kapılıyordu. İnsanoğlu nelerden vazgeçmişti! Hem de ne kadar değmeyecek şeyler uğruna! Bu tarih, türlü türlü çılgınca kasıtlı retler, canavarca kendi kendine işkence etmeler ve kendi kendini inkarlarla doluydu; tüm bunların kökeninde korku vardı, sonuçsa cehaletin bedeli olarak insanın kaçmaya çalıştığı yozlaşmanın çok daha beterine mahkum olmasıydı."
Dorian, "Çok özür dilerim Harry," dedi, "ama geç kalmam tamamen senin suçun. Ödünç verdiğin kitap beni öylesine sardı ki zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim. "
Lord Henry, " Seveceğini biliyordum," diyerek ayağa kalktı.
"Sevdim demedim Harry, beni sardı dedim. İkisi arasında dağlar kadar fark var."
"İnsanoğlunun akılsızlıkla erdem diye adlandırdığı tüm o yapay vazgeçişleri sevdiği kadar bilge insanların hâlâ günah diye adlandırmaya devam ettiği o doğal isyanları da seviyordu."