Dönüş o dönüştür
Çocuğuyuz yaralardan berelere dönüşün
Ötelerden çıkışın berileri yıkışın
Bağrımız pîşân sinelerimiz hıçkırıklı
Neler neler kurutup bıraktığımız beden kıvrımlarında
Sevinçten taştıkça yapmışız çocukluk heyecanıyla
Sevinmese miydik?
Taşmasa mıydık?
Kırıp döktük
Kıramazmışız kırdık
Dökemezmişiz döktük
Sevdik ekmek banmayı
Çünkü sahiden çocuktuk
Büyükler o Allah'ın belaları
Anlasalardı bir ülkedir
Hem ne de çok şeyler için
Tedarikler ülkesidir çocukluk
Bekleyebilseydi büyükler karşılarına
Bir alan rengarenk çıkınca sürülmemiş hiç boya
Ses çıkarmadan şaşmayı öğrenebilselerdi
Bakmasalardı kusura
Heyhat! Ancak orada çocuklukta
Kalmıştır son soy saydam sahi masura
Sarkaç kerpeten falçata oluk
Ey çocukluk! Ey Romasızlık!
Sayfa 104 - Şule yayınları, mart 2006·Kitabı okudu
Nerelerden kalkmışım yokum konulan yerde
Ansızın anısızım aşklarım vesikasız
Uygunsuz yakalanıp örtündüğüm bu perde
Ne kadar kandırıcı bir o kadar yakasız
Bil ki Allahu Teâlâ bir kula hayır murâd ettiği zaman ona kendi kusurlarını gösterir. Basîret sahibi olanlara kusurları gizlenmez. Kusur bilindikten sonra tedâvî kolaydır. Lâkin insanların çoğu kendi kusurlarını bilmezler. Kendi kusurlarını bilmek isteyene dört yol vardır:
1. Kalbin kusurlarını bilen bir mürşide teslîm olmaktır. Bunu bulmak zor.
2. Sâdıklardan basiret sâhibi mütedeyyin birini bulup nefsine murâkıb tayin etmesi.
3. Düşmanlarının dilinden nefsin ayıplarını duyup istifade etmek.
4. İnsanlara karışıp aralarında kötü bulduğu her işte kendini murâkabe edip, ayarlamaktır. Mü'min, mü'minin aynasıdır. Başkalarının kusurlarında kendi kusurlarını görür ve tabiatların hevâya uymakta birbirlerine yakın olduğunu bilir. Birinde bulunan bir kusûrun daha azı veya daha çoğu diğerinde de vardı. Kendi kendini araştırmalı ve başkasında görüp beğenmediği şeylerden kendini temizlemelidir.